11

Allah'a karz-ı hasenle borç verecek kimdir? O da bunu o kimseye kat kat verecek, ayrıca o kimse için pek bol ve şerefli bir mükâfat da vardır.

"Allah'a karz-ı hasenle borç verecek kimdir?" âyeti ile yüce Allah, Allah yolunda infakta bulunmayı teşvik etmektedir. Bu hususa dair açıklamalar daha önce el-Bakara Sûresi'nde (2/245. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Araplar güzel bir iş yapan herkese: "Karz etti': derler. Nitekim şair şöyle demiştir:

"Sana bir karz verildiği vakit sen onun karşılığını ver,

Gerçek şu ki, delikanlıdır karşılık veren deve değil."

"Karz"a bu ismin veriliş sebebi bedelin geri alınması için çıkarılıp verilmiş olmasından dolayıdır. Yani Allah, kendisine pekçok kat fazlası ile yerine versin diye Allah yolunda kim malını İnfak eder? el-Kelbî dedi ki:

"Karz" sadaka demektir.

"Hasen" ise herhangi bir minnet (başa kakmak) ve eziyet sözkonusu olmaksızın içinden gelerek (samimiyetle) ve ecrini Allah'tan bekleyerek vermek demektir.

"O da bunu o kimseye kat kat verecek." Yedi katından yedîyüz katına, yüce Allah'ın dilediği kadar kat kat fazlasıyla...

Karz-ı hasen'in kişinin Subhanallahi velhamdu lillahi ve lâ ilahe İllallahu vallahu ekber" demesi olduğu da söylenmiştir. ibn Ebi Şeybe, Mûsannef.-VU. 191 İbn Ebi Şeybe bu rivâyetin senedini- 'Kabisa-Süfyân- Ebû Hayyan- Babası - ve onların bir hocası' diye kaydetmektedir Dolayısıyla bir sonraki notta işaret ettiğimiz Arapça baskıya hazırlayanın ihtimal belirten notu işaretli değildir. Beyhaki, Şuabu'l-Îman, 1, 436 da da aynı senedi vermektedir. Bunu Süfyan, Ebû Hayyan'dan Arapça baskıyı hazırlayanın belirttiğine jjtiıs doğrusu İbn Hihban olmalıdır. rivâyet etmiştir.

Zeyd b. Eslem: Bu aileye harcamaktır, demiştir. el-Hasen nafile İbadetlerde bulunmaktır, diye açıklamıştır. Bunun hayır işlemek olduğu da söylenmiştir. Araplar: Filanın yanında benim doğruluk karzım ve kötülük karzım vardır (amelim vardır), derler.

el-Kuşeyrî dedi ki: Karz-ı hasen, sadaka veren kimsenin niyeti samimi, gönlü hoş olarak vermesi demektir. Verdiği ile riyakarlık ve insanların işitmesi kastını gütmeden yalnızca Allah'ın rızasını aramak ve helal kazançtan vermektir. Kişinin malının kötüsünü seçip, sadaka olarak vermeye kalkışmaması da karz-ı hasenin bir parçasıdır. Çünkü yüce Allah:

"Göz yummaksızın alıcısı olamayacağınız aşağılık şeyleri seçerek vermeye yellenmeyin." (el-Bakara, 2/267) diye buyurmaktadır. Ayrıca hayatta kalmayı ümid ettiği durumda iken tasadduk etmelidir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a sadakaların en faziletlisinin hangisi olduğu sorulmuş, o da şöyle buyurmuştur: "Sağlıklı, mala düşkün, hayatta kalmayı ümid ettiğin halde iken onu vermendir. Nihayet can boğaza gelip, varıncaya kadar işe ara vererek o hale gelince de: Filana şu, filana bu dememendir." Buhâri, II, 515; Müslim, II. 716; Nesâî'68. VI, 237; İbn Mâce, II, 903: Müsned, II, 231, 250, 415.

Ayrıca sadakasını gizlemelidir. Çünkü yüce Allah:

"Şayet onları gizler ve fakirlere verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır." (el-Bakara, 2/271) diye buyurmuştur. Verdiği sadakayı basa kakmaması da gerekir. Çünkü yüce Allah:

"Sadakalarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın." (el-Bakara, 2/264) diye buyurmaktadır. Verdiği şeyleri oldukça önemsiz görmelidir. Çünkü dünyanın tamamı pek az bir şeydir. Verdiği sadakanın en çok sevdiği maldan da olması gerekir. Çünkü yüce Allah:

"En sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar birre kavuşamazsınız." (Âl-i İmrân, 3/92) diye buyurmaktadır. Verdiği sadakanın çok olması da gerekir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "(Azad edilen) kölelerin en faziletlisi en pahalı olanları ve sahiblerince en değerli kabul edilenleridir." Buhârî, II, S91; Müsned, II, 3HS, V, 171 2fi5.

(İşte böyle sadaka veren)

"o kimseye bunu kat kat verecek"dir.

"O da bunu... kat kat verecek" anlamındaki âyeti İbn Kesîr ve İbn Âmir elif" harfini düşürerek: diye okumuşlardır. Ancak İbn Âmir ve Yakub "fe" harfini nasb ile okumuşlardır.

Nâfi', Kûfeliler ve Basralılar ise bunu "elif harfi ile ve "ayn” harfini şeddesiz olarak: diye okumuşlardır, ancak Âsım "fe" harfini nasb ile okumuş, diğerleri ise:

"Borç verecek" lâfzına atıf ile ref olarak okumuşlardır. Nasip ile okunması soruya cevab olmasına binaendir. Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önce el-Bakara Sûresi'nde (2/271. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

"Ayrıca o kimse için pek bol ve şerefli bir mükâfat" yani cennet

"da vardır."

11 ﴿