20Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir. Bir süstür, aranızda bir öğünüştür. Mallarda ve evlatta -çokluklarıyla bir yarıştır. (Bunlar) ekini ekincilerin hoşuna giden yağmur gibidir. Sonra o ekin gürleşir de arkasından sen onu sararmış görürsün. Sonra da o ufak çorçöp olur. Ahirette şiddetli bir azap da vardır. Allah'tan bir mağfiret ve rıza da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. "Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir" âyetinin önceki âyetlerle ilişkisi şudur: İnsan bazan öldürülme korkusu ve ölümden kurtulamamak endişesi ile cihadı terkedebilir. Yüce Allah dünya hayatının geçici olduğunu ve kalıcılığı olmayan şeyi elde tutmak amacıyla Allah'ın emrini terkelmemek gerektiğini açıklamaktadır. "Ancak" âyetindeki: sıla olup, ifade: takdirindedir, anlamı da şöyle olur: Bilin ki dünya hayatı boş bir oyun ve şımarıkça bir oyalanmadır, sonra geçip gider." Katade dedi ki: Oyun ve eğlence: Yemek ve içmek demektir. Bunun isminden anlaşılan şey olduğu da söylenmiştir. Mücahid dedi ki: Her bir oyun bir eğlence (yani oyalanma)dır. Bu anlamdaki açıklamalar daha önce el-En'âm Sûresi'nde (6/32. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. "Oyunun" dünyaya arzuyu, şevki arttıran, "eğlencenin" ise âhiretten alıkoyan yani meşgul etmek suretiyle âhirete yönelmekten alıkoyan şey demek olduğu da söylenmiştir. Oyunun mai mülk biriktirmek, eğlencenin kadınlar olduğu da söylenmiştir. "Bir süstür" âyetindeki "süs: ziynet" kendisi ile süslenilen şeylere denilir. Kâfir dünyalık ile süslenirken, ahiret için amel etmez. Allah'a itaat dışındaki şeylerle süslenen kimsenin durumu da böyledir. "Aranızda bir övünüştür." Yani dünya ile kiminiz kiminize karşı övünür. Yaratılış ve güç ile denildiği gibi, Arapların atalarla öğünmek şeklindeki adetleri üzere neseblerle öğünüştür, diye de açıklanmıştır. Müslim'in Sahih'inde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şöyle buyurduğu zikredilmektedir: "Şüphesiz Allah bana bir kimse diğerine haksızlık etmeyecek, bir kimse diğerine karşı öğünmeyecek noktaya varıncaya kadar alçak gönüllülük gösteriniz, diye vahyetmiş.” Müslim, IV, 2198; Ebû Dâvûd, IV, 274; İbn Mâce, 11, 1399. Yine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şöyle buyurduğu sahih rivâyetle sabittir: "Ümmetim arasında dört şey cahiliye işindendir. Makam ve mevki itibariyle öğünmek..." Daha önce el-Vâkıa, 56/82 âyetin tefsirinin sonlarında tam olarak kaydedilen bu hadisin kaynakları da orada gösterilmiştir. Bütün bu hususlara dair açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır. "Mallarda ve evlâtta -çokluklarıyla- bir yarıştır." Çünkü cahiliye âdetlerinden birisi de evlatların, malların çokluğu ile öğünmektir. Mü’minlerin çokluğuyla öğünecekleri şey ise îman ve itaattir. Müteahhir âlimlerden birisi şöyle demiştir: "Bir oyundur" çocukların oyunu gibi. "Bir eğlencedir" gençlerin eğlenmesi gibi. "Bir süstür" kadınların süsü gibi. "Bir öğünüştür" birbirine denk şahısların karşılıklı öğünüşleri gibi. "Çokluklarıyla bir yarıştır" tacirlerin mallarının çokluklarıyla Öğünüşleri gibi. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Dünya, sonunun gelmesi ve yok oluşu itibariyle bu şeylere benzer. Ali (radıyallahü anh)'dan rivâyete göre Ammar'a şöyle demiştir: Dünyaya üzülme! Çünkü dünya altı şeyden ibarettir: Yiyecek, içecek, giyecek, kokla nacak şeyler, binecek ve evlenilecekler. En güzel yiyeceği baldır, o ise bir tür sineğin tükürüğüdür. En bol içeceği sudur, bütün canlılar bu hususta birbirine eşittir. En üstün giyeceği ipektir, bu ise bir kurtçuğun dokumasıdır. En üstün kokusu misktir, bu da bir farenin kanıdır. En üstün bineği attır, yiğitler onun sırtında öldürülür. Nikâhlanacaklara gelince, onlar da kadınlardır. Bu ise bir sidik yolunun, bir sidik yolunda olması demektir, Allah'a yemin ederim, Kadın en güzeli yerini süslemekle birlikte, onun en çirkin yeri arzu edilir. Daha sonra yüce Allah dünyaya yağmur ve ekini misal vererek şöyle buyurmaktadır: "Ekini ekincilerin hoşuna giden yağmur gibidir" âyetinde geçen: "(.........); Küffar" burada "ekinciler" demektir. Çünkü onlar tohumun üstünü örterler. Âyetin anlamı şudur: Dünya hayatı çokça yağmurdan ötürü yeşil görünen, bakanların hoşuna giden bir ekine benzer. Daha sonra bu ekin üzerinden fazla bir zaman geçmeden hiç yokmuş gibi sararıp çör-çöp olur. Ekincilerin hoşuna gittiğine göre o güzel görülen şeylerin en ilerisi demektir. Bu misalin anlamına dair açıklamalar daha önce Yûnus Süresi (10/24. âyetin tefsirinde) ve el-Kehf Sûresi'nde (18/45. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır, Denildiğine göre buradaki "küffâr" Allah'ı inkâr eden kâfirler demektir. Çünkü onlar mü’minlere göre dünya süslerine daha çok düşkün ve onları daha çok beğenirler. Bu da güzel bir açıklamadır, çünkü asıl hoşlananlar, beğenenler onlardır ve onlar bu şeylerden hoşlanırlar. Bu durumlarını açığa vuranları da vardır. Bu da dünyayı ve dünyada kileri tazim etmektir. Muvahhidlerde de bu yaklaşımlardan kendi arzularından meydana gelen birtakım küçük çapta etkilenmeler sözkonusudur. Fakat onlar âhireti hatırladıkları vakit, bu eğilimleri azalır ve incelir. "Gibidir" anlamındaki âyette yer alan "kef' sıfat olarak ref konumundacfır. "Sonra da o ekin gürleşir." Yeşilken kurumağa başlar "de arkasından sen onu sararmış görürsün." Daha önceki parlak rengi değişmiş olur. "Sonra da o ufak çörçöp olur." Kırıntı haline gelir, saman olur. Daha önceleri sahip olduğu güzelliği gider, İşte kâfirin dünyası da böyledir. "Âhirette" kâfirler için "şiddetli bir azâb da vardır." Burada vakıf yapmak güzeldir. Daha sonra "Allah'tan" mü’minler için "bir mağfiret ve rıza davardır" âyeti ile okumaya devam edilir. el-Ferrâ' dedi ki: "Âhirette şiddetli bir azâb da vardır... bir mağfiret... da vardır" âyetinin takdiri şudur; Ahirette ya çetin bir azâb vardır yahut bir mağfiret vardır. Buna göre: "(......): Şiddetti" anlamındaki âyet üzerinde vakıf yapılmaz. "Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir." Bu âyet daha önceki ifadeleri pekiştirmektedir. Yani kâfirleri aldatır. Mü’mine gelince; dünya onun için cennete ulaştıracak bir metadır. Şöyle de açıklanmıştır: Dünya hayatı için çalışmak aldanış metaıdır. Bu ise dünya için çalışmak hususundaki arzuyu azaltmak, âhiret için çalışma şevkini arttırmak içindir. |
﴾ 20 ﴿