21Rabbinizden bir mağfiret, Allah'a ve peygamberlerine Îman edenler için hazırlanmış, eni yerle göğün eni gibi olan bir cennet için birbirinizle yarışın. Bu, Allah'ın lütfudur, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. "Rabbinizden bir mağfiret... için birbirinizle yarışın." Rabbiniz tarafından size mağfiret edilmenizi gerektirecek salih ameller işlemek için birbirinizle yarışın, demektir. Tevbe etmekte elinizi çabuk tutun anlamında olduğu da söylenmiştir. Çünkü tevbe etmek sonunda mağfirete götürür. Bu açıklamayı el-Kelbî yapmıştır. Bunun ilk tekbiri İmâmla birlikte almak için elinizi çabuk tutun, anfamında olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı Mekhûl yapmıştır. Birinci saf(ta namaz kılmakta elinizi çabuk tutun) demek olduğu da söylenmiştir. "Ve... eni" birbirine eklendiği takdirde "yerle göğün eni gibi olan bir cennet için birbirinizle yarışın." el-Hasen dedi ki: Bütün gökler ve yerler serilmiş hali ile biri diğerine eklenecek olursa... demektir. Bir diğer açıklamaya göre; bu sadece bir kişiye verilecek olan cenneti ifade eder. Yani herbir kimse için bu genişlikte bir cennet vardır. İbn Keysan da: Bununla cennetlerden tek bir cenneti kastetmiştir, demektedir. En de boydan daha azdır. Bir şeyin genişliğini anlatmak için boyunu değil de, enini sözkonusu etmek Arapların adetlerindendir. Şair şöyle demiştir: "Bütün genişliğiyle Allah'ın ülkesi sanki Takip edilen ve korku içerisinde bulunan kimse için bir avcının ağı gibidir." Bütün bu açıklamalar daha önce Âl-i İmrân Sûresi'nde (3/133- âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Târık b. Şihâb dedi ki; Harelilerden bir grub kimse Ömer (radıyallahü anh)'a şöyle sordu: Yüce Allah: "Eni yerle göğün eni gibi olan bir cennet" diye buyurduğuna göre; acaba cehennem ateşi nerede (olacaktır)? Bunun üzerine Ömer onlara şöyle dedi: Gece geçip gittiğinde ve gündüzün geldiğinde acaba size göre gece nerede kalır? Onlar: Sen Tevrat'taki ifadenin benzeri ile cevap verdin, dediler. "Allah'a ve Peygamberine Îman edenler için hazırlanmış" âyetinde yüce Allah, sadece imanı şart koşmuş, başka bir şart sözkonusu etmemiştir. Bununla ümit güçlendirilmektedir. Bir diğer açıklamaya göre burada imanı şart koşmuş olmakla birlikte, Âl-i İmrân'da buna ek şartlar ilave ederek şöyle buyurmaktadır: "Takva sahipleri için hazırlanmış eni göklerle yer kadar olan cennete koşuşun. Onlar bolluk ve darlıkta infak edenler, öfkelerini yutanlar ve insanları affedenlerdir." (Al-i İmrân, 3/134) "Bu Allah'ın lutfudur, onu dilediğine verir." Yani cennete nail olmak ve oraya girmek ancak Allah'ın rahmeti ve lütfü ile gerçekleşir. Bu hususa dair açıklamalar daha önce el-Araf Sûresi'nde (7/43- âyetin tefsirinde) ve başka yerlerde geçmiş bulunmaktadır. "Allah büyük bir lütuf sahibidir." |
﴾ 21 ﴿