25Yemin olsun ki Biz peygamberlerimizi apaçık delillerle gönderdik. Onlarla birlikte insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye Kitabı ve Mizanı indirdik. Ayrıca kendisinde hem çetin bir güç, hem de İnsanlar için faydalar bulunan demiri de indirdik ki, Allah kendisine ve peygamberlerine gaybda kimin yardım edeceğini ortaya çıkarsın. Muhakkak Allah güçlüdür, hükmüne karşı konulamayandır. "Yemin olsun ki Biz peygamberlerimizi apaçık delillerle" açık seçik mucizelerle, açık seçik şeriatlerle "gönderdik." İbadette yüce Allah'a ihlâsı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi emretmekle, diye de açıklanmıştır. Nûh'tan itibaren Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'a kadar bütün rasûller bu daveti yapmışlardır. "Onlarla birlikte insanlar" karşılıklı ilişkilerinde "adaleti ayakta tutsunlar diye kitabı" yani onlara kendilerinden önce olanların haberlerini vahyettiğimiz kitabların tümünü "ve Mizanı" İbn Zeyd'in açıklamasına göre kendisi ile tartıların yapılıp karşılıklı ilişkilerde bulunulan aracı "İndirdik." Yüce Allah'ın; "adaleti ayakta tutsunlar diye" âyeti yüce Allah'ın bilinen Mizanı (teraziyi) kastettiğine delil teşkil etmektedir. Bir takım kimseler de bununla adaleti murad etmiştir, demişlerdir. el-Kuşeyrî dedi ki: Eğer bizler mizanı bilinen terazi diye yorumlayacak olursak, o vakit anlam: Kitabı indirdik, mizanı da koyduk demek olup, bu da şairin: "Ben ona yem olarak saman ve soğuk su verdim." sözü kabilindendir. Buna da yüce Allah'ın: "Göğe gelince onu da yükseltti ve mizanı koydu." (er-Rahmân, 55/7) âyeti delil teşkil etmektedir. Bundan sonra da: "Tartıda haksızlık etmeyin; tartıyı adaletle dosdoğru yapın." (er-Rahmân, 55/9) diye buyurmaktadır ki; buna dair açıklamalar (belirtilen âyetlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. "Ayrıca kendisinde hem çetin bir güç... bulunan demiri de indirdik." âyeti ile ilgili olarak Ömer (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir: "Şüphesiz Allah semadan yeryüzüne dört bereket indirmiştir: Demir, ateş, su ve tuz." Deylemî, Firdevs, I, 175; İkrime de İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Üç şey Âdem (aleyhisselâm) ile birlikte indi: Hacer-i esved, bu kardan daha beyaz idi. Mûsa'nın asası, bu da cennetin abanoz ağacındandı. Boyu Mûsa'nın boyu kadar on zira idi. Bir de demir ile birlikte indirilen üç şey: Örs, kelpeten ve çekiç. Bunu el-Maverdî zikretmiştir. es-Sa'lebî dedi ki: İbn Abbâs dedi ki: Âdem cennetten indiğinde beraberinde demirden yapılmış, demirci aletlerinden beş şey de vardı: Örs, kelpeten, bileyi (mîkaa), çekiç ve iğne. Bunu el-Kuşeyri nakledip, şöyle demiştir: "Mîkaa" kendisi ile keskinleştirilen şey demektir. "Demiri keskinleştirdim, keskinleştiriyorum" denilir. es-Sıhah'ta da şöyle denilmektedir: "Mîkaa" doğan kuşunun alıştığı ve konduğu yerdir. Ayrıca Kassar'ın çamaşırı üzerinde doğduğu tahta, çekiç ve uzunca masatdır. Rivâyete göre demir salı günü indirilmiştir. "Kendisinde hem çetin bir güç... bulunan" kanları akıtmak için... demektir. Bundan dolayı salı günü kan aldırmak ve hacamat yasaklanmıştır. Çünkü o gün, kanın aktığı bir gündür. Rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Salı gününde kendisinde kanın kesilmediği bir an vardır" diye buyurmuştur Ebû Dâvûd, IV, 5. Bir diğer açıklamaya göre: "Demiri indirdik" onu yarattık, var ettik demektir. Yüce Allah'ın: "Sizin için davarlardan sekiz çift indirdik." (ez-Zümer, 39/6) âyetine benzemektedir. Bu güzel bir açıklamadır. Bu durumda demir yerden var olan bir şey olur, semadan indirilmiş bir şey olmaz. Meânî âlimleri şöyle demişlerdir: Yani o demiri madenlerden çıkartıp vahyi ile onun nasıl işleneceğini onlara öğretmiştir. "Kendisinde çetin bir güç" bulunması da silah, savaş araçları ve kalkan anlamındadır. Bir diğer açıklamaya göre de bu demirde öldürülmek endişesinden ötürü çetin ve pek ileri derecede bir korku vardır, demektir. "Hem de İnsanlar için faydalar bulunan" âyeti hakkında Mücahid dedi ki: Kalkanı kastediyor. Bir diğer görüşe göre, insanlar, bıçak, balta, iğne ve buna benzer birtakım demirden aletler ile faydalandıklarını kastetmektedir. "Ki Allah kendisine ve peygamberlerine gaybda kimin yardım edeceğini ortaya çıkarsın." Yani yüce Allah kendisine kimin yardım edeceğini ortaya çıkarmak için demiri indirmiştir. Bu âyetin daha önce geçen yüce Allah'ın: "İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar diye" âyetine atfedildiği de söylenmiştir. Yani Biz rasullerimizi gönderdik, onlarla birlikte Kitabı ve bu eşyayı indirdik ki, insanlar hak ve adalet ile birbirleriyle ilişkiye geçsinler ve "Allah kendisine... kimin yardım edeceğini ortaya çıkarsın" Yani Allah, dinine kimin yardım edeceğini ve "peygamberlerine gaybda kimin yardım edeceğini ortaya çıkarsın." İbn Abbâs dedi ki: Peygamberlerine yardım etmek, onlara yardımcı olup, onları yalanlamamak; "gaybda" yani onları görmeseler dahi onlara îman etmeleri demektir. "Muhakkak Allah" yakalayışında "güçlüdür, hükmüne karşı konulamayandır." Yanı O karşı konulamayan ve galib gelendir. Bu açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır. "Gaybda" âyeti ihlâs ile diye de açıklanmıştır. |
﴾ 25 ﴿