28Ey îman edenler! Allah'tan korkun, Rasûlüne de Îman edin ki, rahmetinden size iki pay versin. Sizin için aydınlığıyla yürüyeceğiniz bir nûr versin ve size mağfiret etsin. Allah Gafûrdur, Rahîmdir. "Ey îman edenler" Mûsa'ya ve Îsa'ya inananlar "Allah'tan korkun, Rasûlüne" Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'a "îman edin ki, rahmetinden size iki pay versin." Îsa ve Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'a îman etmenize karşılık size iki kat ecir versin. Bu da yüce Allah'ın: "İşte bunlara sabrettikleri için ecirleri iki kere verilir." (el-Kasas, 28/54) âyetine benzemektedir. Buna dair açıklamalar daha önceden (el-Kasas, 28/54-55. âyetler, 1. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır, "Pay ve nasib" demektir. Bu da daha önce en-Nisâ Sûresi'nde (4/85. âyet, 1.,başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Bunun asıl anlamı ise binek üzerinde olanı düşmekten koruyan ve binicinin kendisine sarındığı bir örtüdür. Bu açıklamayı İbn Cüreyc yapmıştır. el-Ezher'i de buna yakın bir açıklamada bulunarak şöyle demiştir: Bu kelimenin türediği kök, deveye binen kimsenin düşmesin diye devenin hörgütü üzerine koyduğu bir örtüdür. Buna göre âyetin tevili şöyle olur: Size, devenin üzerine konan bu örtünün biniciyi koruduğu gibi, sizi masiyetlerle helâk olmaktan koruyacak iki pay verir. Ebû Mûsa el-Eş'ârî dedi ki: Habeşçede İki kat" demektir, İbn Zeyd'den: "İki pay" dünya ve âhiret mükâfatı demektir. Denildiğine göre yüce Allah'ın: "İşte bunlara sabrettikleri için ecirleri iki kere verilir." (el-Kasas, 28/54) âyeti nazil olunca, kitab ehlinden olup îman edenler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın ashabına karşı öğünmeye koyuldular. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nazil oldu. Kimi ilim adamı bu âyet-i kerimeyi herbir haseneye ancak onun misli bir ecir olduğuna delil göstermiş ve şöyle demişlerdir: Hasene imandan olan herbir tür hakkında kullanılan umumi bir isimdir ve bu mutlak olarak kullanıldığı vakit umumi anlamında kullanılır. Eğer hasene belli bir tür hakkında kullanılacak olursa, onu işleyen kimseye ancak bir tek misli ile mükâfat verilir. Eğer iki türü kapsayan bir hasene hakkında kullanılırsa, o vakit bu haseneye iki katıyla sevab verilir. Âyet-i kerîme bu hususa delildir. Çünkü yüce Allah: "Rahmetinden... iki pay" dîye buyurmuştur. "Pay" ise "misil" ile aynı anlamdadır. Böylelikle Allah'tan korkan, Rasûlüne îman eden kimseye iki pay tayin etmiş olmaktadır. Birisi Allah'tan korkması, diğeri ise Rasûlüne îman etmesi dolayısıyla. İşte bu, on katı mükâfatı bulunan hasenenin, on tür haseneyi toplayan hasene için sözkonusu olduğuna delil teşkil etmektedir. Bu ise yüce Allah'ın sıfatlarından on çeşidi bir arada toplayan imandır. Çünkü yüce Allah: "Doğrusu müslüman erkeklerle, müslüman kadınlar..." (el-Ahzâb, 33/35) âyetinin tamamında bu hususları saymaktadır. Böylelikle karşılığında onların misli mükâfat gören on çeşit hasene zikredilmiş bulunmaktadır. Bunların herbir türüne karşılık onun misli ile bir mükâfat verilecektir. Ancak bu fâsid bir tevildir, çünkü yüce Allah'ın: "İyilikle gelene bunun on misli vardır" (el-En'âm, 6/160) âyetindeki zahir ifadenin umum çerçevesinin dışına -umumu tahsis etme ihtimali bulunmayan iddialarla- çıkmak sözkonusudur. Zira on haseneyi birarada bulunduran bir amelin herbir hasenesine ancak misli ile mükâfat verilir, diye bir şey sözkonusu değildir. Bu iddia ile hasenenin mükâfatının on misli ile görüleceği reddedilmektedir. Halbuki haberler buna delâlet etmektedir. Biz de bunları daha önceden (el-En'âm, 6/151. âyetin tefsiri ile en-Neml, 27/89. âyetin tefsirinde) zikretmiş bulunmaktayız. Eğer durum bu iddia sahibinin dediği gibi olsaydı (karşılık görmesi açısından) hasene ile seyyie (iyilik ile kötülük) arasında bir fark olmazdı. "Sizin için" âhirette Sırat üzerinde, kıyâmette cennete gitmek üzere "aydınlığıyla yürüyeceğiniz bir nûr" Mücahid'den gelen rivâyete göre; bir açıktama ve bir hidayet "versin." İbn Abbâs bunu Kur'ân-ı Kerîm, diye açıklamıştır. Bunun bir aydınlık, bir ışık olduğu da söylenmiştir. Bir başka açıklama da şöyledir: Aydınlığında insanlar arasında yürüyeceğiniz, kendilerini İslama davet edeceğiniz, böylelikle İslâm dininde ileri gelenler arasına katılacağınız ve sahih olduğunuz bu ileri gelme özelliğinizin asla sona ermeyeceği bir önderlik versin. Çünkü onlar Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'a îman etseler, başkanlıklarının sona ereceğinden korkmuşlardı. Oysa kaybedecekleri sadece Allah'ın hükümlerini tahrif etmek sebebiyle güçsüz kimselerden aldıkları basit rüşvetlerden ibaretti. Dindeki gerçek önderlikleri değildi. "Ve size" günahlarınızı "mağfiret etsin. Allah Gafûrdur, Rahîmdir." |
﴾ 28 ﴿