14

Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavmi veli (dost) edinen kimseleri görmedin mi? Bunlar sizden de değildir, onlardan da değildir. Üstelik bildikleri halde yalan yere yemin de ederler.

"Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavmi veli edinen kimseleri görmedin mi?" âyeti hakkında Katade: Bunlar yahudileri veli (dost) edinen münafıklardır demiştir.

"Bunlar sizden de değildir." Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır; Münafıklar yahudilerden de değildir, müslümanlardan da değildir. Aksine onlar her ikisi arasında gider gelirler. Münafıklar müslümanlara dair haberleri yahudilere taşırlardı.

es-Süddî ve Mukâtil şöyle demiştir: Âyet-i kerîme münafık olan Abdullah b. Ubeyy ile Abdullah b. Nebtel hakkında inmiştir. Bunlardan birisi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile oturuyor, sonra da onun sözlerini yahudilere taşıyordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın odalarından birisinde bulunduğu bir sırada şöyle buyurdu: "Şu anda sizin yanınıza kalbi bir zorbanın kalbi gibi olan ve şeytanın iki gözüyle bakan bir adam girecektir." Bu sırada Abdullah b. Nebtel girdi. -Abdullah mor, esmer, kısa boylu ve hafif sakallı birisi idi.- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sen ve arkadaşların niye bana ağır sözler söylüyorsunuz!" Abdullah böyle bir şey yapmadığına dair Allah adına yemin etti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: "Yaptın" dedi. Bunun üzerine Abdullah gidip, arkadaşlarını getirdi. Onlar da Peygamber efendimize dil uzatmadıklarını söylediler. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme indi. Bu anlamdaki bir açıklamayı İbn Abbâs da yapmıştır.

İkrime, İbn Abbâs'tan rivâyetle dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir ağaç gölgesinde oturuyordu. Gölge neredeyse onun üzerinden ayrılacakken şöyle buyurdu: "Şu anda sizin yanınıza teni morumsu ve size şeytan bakışı ile bakan birisi gelecektir." Biz bu halde iken ansızın teni mora çalan bir adam geldi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu yağırdı ve: "Sen ve arkadaşların ne diye bana ağır sözler söylüyorsunuz" dedi. O: Bırak ta onları da getireyim, dedi. Gidip arkadaşlarını getirdi, hep birlikte böyle bir şey olmadığına dair yemin ettiler. Yüce Allah da;

"Allah onların hepsini dirilteceği günde... en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir" (el-Mücadele, 58/18-19) âyetlerini indirdi. Yahudiler Kur'ân-ı Kerîm'de;

"Allah'ın kendilerine gazab etmiş olması" ile sözkonusu edilmişlerdir.

14 ﴿