12Günahlarınızı da mağfiret eder ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki hoş meskenlere koyar. İşte bu, çok büyük kurtuluştur. el-Ferrâ'; "Günahlarınızı da mağfiret eder" âyeti istifhamın cevabıdır, demiştir. Ancak bu manaya göre yorumlanması halinde doğru bir açıklama olabilir. Şöyle ki "Allah'a... îman edersiniz... ve cihad edersiniz" buyrukları yüce Allah'ın: "Sizi çok acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticareti sîze göstereyim mi" âyetine bir atf-ı beyan kabul edilir. Sanki bu ticaretin mahiyeti bilinmediğinden, îman ve cihad ile açıklanmış olmaktadır. Buna göre ticaret, mana itibariyle bu ikisi ile aynı şey olur. Yüce Allah şöyle buyurmuş gibidir: Sizler Allah'a îman eder, cihad eder misiniz? O da size (günahlarınızı) mağfiret buyurur. ez-Zemahşerî dedi ki: el-Fenâ’nın görüşü şöyle açıklanır: "Delâlet göstermeksin taalluk ettiği şey, "ticaref'tir. Ticarette îman ve cihad ile açıklanmıştır. Şöyle denilmiş gibidir: Sizler îman ve cihad ile ticaret eder misiniz? O da size günahlarınızı bağışlar. el-Mehdevi dedi ki: Eğer böyle bir takdirde bulunulmayacak olursa, bu mesele (el-Ferrâ'nın açıklaması) doğru ularak anlaşılamaz. Çünkü bu durumda takdir: Eğer sizler bu gösterilen yolu izleyecek olursanız, size günahlarınızı bağışlar. Çünkü günahların bağışlanması ancak bu ticaretin kabul edilmesi ve îman ile mümkün olur. Bu yol gösterilmekle olmaz. ez-Zeccâc dedi ki: Yüce Allah onlara kendilerine fayda verecek şeyleri göstermekle günahlarını bağışlayacak değildir. Onlara ancak îman edip cihad etmeleri halinde mağfiret buyurur. Zeyd b. Ali, "emir lamanı mahzuf takdiri ile: "Îman ediniz" ve, "Cihad ediniz" diye okumuştur. Şairin şu beyitinde olduğu gibi: "Ey Muhammed! Sen herhangi bir şeyin kötü sonucundan, korkacak olursan, Herbir can senin için kendisini feda etsin." Bazıları; "Günahlarınızı da mağfiret eder" âyetini ("re'- harfini, lam harfine) idgam ile okumuş olmakla birlikte; idgam yapılmaması daha güzeldir. Çünkü "ra" harfi mütekerrir bir harftir ve güçlüdür. Onun "lam" harfine idgam edilmesi güzel olmaz. Çünkü kuvvetli olan bir harfin daha zayıf olan bir harfe idgamı yapılmaz. 4- Adn Cennetlerindeki Hoş ve Güzel Meskenler; "Çok hoş meskenler" âyeti ile İlgili olarak Ebû'l-Huseyn el-Âcurrî, el-Hasen'den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Ben İmrân b. el-Husayn'e ve Ebû Hüreyre'ye şu; "çok hoş meskenler" âyetinin tefsirine dair soru sordum, her ikisi de şöyle dedi: Sen bu işi bilene sordun. Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a buna dair soru sorduk, şöyle buyurdu; "Cennette bir inciden bir saraydır. Onun İçinde kırmızı bir yakutun yetmiş ev vardır. Herbir evde yeşil bir zebercetten yetmiş oda vardır. Herbir odada yetmiş divan vardır. Herbir divan üzerinde herbir renkten yetmiş döşek vardır. Herbir döşeğin üzerinde huru'l-ıyn'den yetmiş kadın vardır. Herbir odada yetmiş sofra vardır. Herbir sofra üzerinde de yetmiş çeşit yemek vardır. Yine herbir odada yetmiş erkek ve kız hizmetçi vardır. Şanı yüce ve mübarek olan Allah, mü’min kişiye tek bir sabah vaktinde bütün bunların üstesinden gelebilecek kadar güç, verecektir." Taberânî, Evsat, V, 121 (az lafzî farkla); Bezzâr, Müsned, IX, 43-44. "Adn cennetleri" ikamet edilecek cennetler demektir. "İşte bu çok büyük kurtuluştur." Çok büyük ve sürekli mutluluktur, bahtiyarlıktır. "el-Fevzt Kurtuluş"un asıl anlamı, istenilen ve arzu edilen şeyi elde etmektir. |
﴾ 12 ﴿