43

Gözleri önlerine eğilmiş, kendilerini de bir zillet kaplamış olarak. Halbuki onlar sapasağlam iken secdeye çağırılıyorlardı.

"Gözleri önlerine eğilmiş... olarak" zelil ve mütevazı bir halde demektir.

"Önlerine eğilmiş... olarak" lâfzı hal olarak nasbedilmiştir.

"Kendilerini bir zillet kaplamış" olacaktır. Çünkü mü’minler başlarını ve yüzlerini kaldırdıklarında kardan da daha beyaz olacaktır. Münafıklarla kâfirlerin ise yüzleri katrandan daha da kara bir renk alacak şekilde kararacaktır.

Derim ki: Ebû Mûsa ile İbn Mes’ûd'un rivâyet ettikleri hadisleri mana itibariyle Sahih-i Müslim'de Ebû Said el-Hudri'den ve başkaları tarafından gelen rivâyetlerle sabittir, Buhâri, IV, 1671-1672, VI, 2706-2707; Müslim, I, 167-170

"Halbuki onlar" dünyada

"sapasağlam iken" sağlık ve afiyet içindeyken

"secdeye çağrılıyorlardı."

İbrahim et-Teymî dedi ki: Onlar ezan ve kamet ile (namaza) çağırıldıkları halde bu çağrıya uymayı kabul etmiyorlardı.

Said b. Cubeyr dedi ki: Onlar:

"Haydi felâha" nidasını işitiyorlar fakat buna icabet etmiyorlardı,

Ka'b el-Ahbâr dedi ki: Allah'a yemin ederim ki, bu âyeti kerîme cemaatlerden geri kalan kimseler dışında, kimse hakkında inmiş değildir.

Yani onlar şeriatte kendilerine yöneltilmiş teklifi emirlerle (secdeye davet ediliyorlardı) diye de açıklanmıştır. Anlam birbirine yakındır. el-Bakara Sûresi'nde (2/43. âyet, 12. başlıkta) cemaatle namaz kılmanın vücubuna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. er-Rabî' b. Haysem felç olmuştu. Bununla birlikte iki kişi arasında tutunarak mescide gidiyordu. Ey Ebû Zeyd evinde namaz kılsan olmaz mı? Şüphesiz bu senin için bir ruhsattır, denilince şöyle dedi: "Haydin felâha" sesini işiten herkes yüzüstü emekleyerek dahi olsa o çağrıya icabet etsin.

Said b. el-Müseyyeb'e şöyle soruldu: Târık seni öldürmek istiyor, ortadan kaybol. Şöyle dedi: Allah'ın da bana güç yetiremeyeceği bir şekilde mi? Ona: Evinde otur denilince, o: Ben "haydi felâha" nidasını duyacağım da ona cevap vermeyeceğim öyle mi?

43 ﴿