49Eğer ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsa idi, bomboş bir çöle kınanmış halde atılacaktı. "Eğer ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsa idi" âyetindeki: "Ona eriş(me)miş..," şekli genelin okuyuşudur. Ancak İbn Hürmüz ve el-Hasen "dal" harfini şeddeli olarak: diye okumuşlardır ki; bu da ondaki "te" harfinin "dal" harfine idgam edildiği müzari bir fiildir. Âyet halin hikayesi takdirindedir. Eğer onun hakkında ona bir nimet ulaştı denilmeyecek olsaydı (denilmesi takdir edilmemiş olsaydı); denilmiş gibidir. İbn Abbâs ve İbn Mes’ûd; mushaftaki resimden (asıl yazılıştan) farklı olarak; diye okumuşlardır. "Ona... erişti" mazi ve müzekker bir fiil olup, (müennes olan) nimet onun failidir. (Müennes gelmesi gerektiği halde fiilin müzekker geliş sebebi) "nimet" lâfzının müennesliğinin hakiki olmayışından ötürüdür. (........) kıraati (İbn Abbâs ve İbn Mes’ûd'un okuyuşu) ise, nimetin lâfzına uygun olarak gelmiştir. Buradaki "nimefin anlamı hususunda farklı açıklamalar vardır. Peygamberlik olduğu söylenmiştir. Bu ed-Dahhak'ın görüşüdür. Önceden yapmış olduğu ibadet olduğu da söylenmiştir. Bu da İbn Cubeyr'in görüşüdür. Onun: "Senden, başka ilâh yoktur, seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum" (el-Enbiyâ, 21/87) şeklindeki duası olduğu da söylenmiştir. Bu açıklama da İbn Zeyd'e aittir. Yüce Allah'ın onun üzerindeki nimetinin balığın karnından onu çıkartmak olduğu da söylenmiştir ki; bu da İbn Bahr'ın görüşüdür. Rabbinden gelen bir rahmet demektir diye de açıklanmıştır, Yüce Allah ona merhamet buyurmuş ve tevbesini kabul etmişti. "Bomboş bir çöle kınanmış halde atılacaktı." Yani kınanmış olarak atılacaktı; fakat kınanmaksızın hastalıklı bir şekilde atıldı. İbn Abbâs'ın görüşüne göre; "kınanmış"; "Kınayıcı" anlamındadır. Ebû Bekr b. Abdullah; günah işlemiş olarak diye açıklamıştır. "Kınanmış" hertürlü hayırdan uzaklaştırılmış anlamında olduğu da söylenmiştir, "Çöl" dağı ve örtecek ağacı bulunmayan düzlük, geniş arazi demektir. Şöyle de açıklanmıştır: Şayet Allah'ın onun üzerindeki lütfü bulunmamış olsaydı, kıyâmet gününe kadar balığın karnında kalacaktı, Sonra da kınanmış olarak kıyâmetin düz arazisine (Mahşer yerine) atılmış olacaktı. Buna da yüce Allah'ın şu âyeti delil teşkil etmektedir: "Eğer o, gerçekten teşbih edenlerden olmasaydı, diriltilecekleri güne kadar (balığın) karnında kalırdı elbet." (es-Sâffât, 37/143-144) |
﴾ 49 ﴿