39Hayır, gerçekten Bizler onları bildikleri o şeyden yarattık. "Hayır!" Onlar oraya giremeyeceklerdir, diye buyurduktan sonra, yeni bir cümle ile: "Gerçekten Bîz onları bildikleri o şeyden yarattık" diye buyurmaktadır. Yani onlar önce bir nutfeden, sonra bir alakadan, sonra bir çiğnemlik etten -diğer hemcinslerinin yaratıldığı gibi yaratılmış olduklarını biliyorlar. Dolayısıyla onların kendisi sebebiyle cenneti kaçınılmaz olarak haketmelerini gerektiren bir üstünlükleri yoktur. Cennete girmeyi gerektiren îman , salih amel ve yüce Allah'ın rahmetidir, Şöyle de denilmiştir: Bu müşrikler nıüslümanların fakirleri ile alay ediyor ve onlara büyüklük taslıyorlardı. İşle yüce Allah, bunun üzerine şöylu buyurmaktadır: "Gerçekten Biz onları bildikleri o şeyden" o pis maddeden "yarattık." Dolayısıyla böyle bir büyüklenmek onlara yakışmaz. Katade de âyet-i kerîme hakkında şöyle demektedir: Ey Âdem oğlu! Sen ancak bir pislikten yaratılmış bulunuyorsun. O halde Allah'tan kork! Rivâyet olunduğuna göre Mutarrif b. Abdullah b. es-Şıhhîr, el-Mühelleb b. Ebi Sufra’nın ipekli bir elbise içerisinde böbürlenerek gittiğini görünce ona: Ey Allah'ın kulu! Allah'ın nefret ettiği bu yürüyüş de ne oluyor? demiş. Mühelleb ona; Beni tanıyor musun? diye sormuş, o da: Evet diye cevap vermiş. Senin ilk başlangıcın bozuk bir nutfedir, sonun ise pis bir leş olacaktır ve sen bu iki merhale arasında da pislik taşımaktasın. Mühelleb o yürüyüşünden vazgeçerek yoluna devam etti. Bu sözleri Mahmud el-Verrak nazım halinde şöylece ifade etmektedir: "Hayret ederim suretini beğenen kimseye, Halbuki o ta başında bozuk bir nutfe idi. Yarın ise şimdi bu sureti güzel iken Mezarda pis bir leş oluvereçektir. O, bu şaşkınlık ve bu böbürlenmesine rağmen Yine de elbiseleri arasında pislik taşımaktadır." Bir başka şair de şöyle demektedir: "Âdemoğlunda başının dışında bir üstünlük var mıdır? Böyleyken onda dahi beş türlü pislik vardır: Akan bir burun ve kötü kakan bir kulak Çapaklanmış bir göz ve susamış bir ağız. Ey toprağın oğlu ve yarın toprağın yiyeceği varlık, Kendine gel! Çünkü sen yenilecek ve içilecek (bir varlık)sın," Âyetin ... bildikleri şey için (onları yarattık); anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu ise emir, nehy, mükâfat ve cezadır. Şairin -ki o el A'şâ'dır- şu beyitinde olduğu gibi: "Sen Leyla'nın ailesinden ötürü erken ve çabucak mı geldin? Halbuki o, sevgi duyaa «şıkı ziyaret etmeyip ondan uzak duruyor." Görüldüğü gibi burada Leyla'nın ailesinden dolayı.., demek istemiştir. |
﴾ 39 ﴿