13

Boğazı tıkayıp kalan bir yiyecek ve can yakıcı bir azâb da vardır.

"Boğazı tıkayıp kalan bir yiyecek" boğazdan aşağı inmeyen ve orada tıkanıp kalan, inmeyen ve dışarı da çıkmayan yiyecek demek olup, bu da Gıslîn, Zakkum ve ed-Darîdir. Bu açıklamayı İbn Abbâs yapmıştır. Yine ondan nakledildiğine göre bu, boğaza giren bir dikendir. Ne aşağı iner, ne yukarı çıkar.

ez-Zeccâc dedi ki: Yani onların yiyecekleri darîdir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Onlar için Darîden başka bir yiyecek yoktur," (el-Gâşiye, 88/6) Bu, avsec'i (Sincan dikenini) andıran bir dikendir. Mücahid: O zakkumdur demiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz ki Zakkum ağacı o büyük günahkârın yiyeceğidir." (ed-Duhan, 44/43-44) Anlam birdir.

Humran b. A'yen dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem);

"Çünkü Bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var. Boğazı tıkayıp kalan bir yiyecek" diye okudu ve bayıldı. Taberî, Câmiu'l-Beyân, XXIX, 135; Beyhakî, Şuabu'l-îman, 1, 522, hadisin mürsel olduğunu belirterek

Huleyd b. Hassan dedi ki: Hassan bir akşam oruçlu iken bizde kaldı. Ona yiyecek götürdüm.

"Çünkü Bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var. Boğazı tıkayıp kalan bir yiyecek" âyeti hatırına geldi, yemeğini kaldır, dedi. Ertesi gün oldu, yine ona yiyecek götürdüm, tekrar bu âyeti hatırladı yine: Onu kaldırın dedi. Aynı şey üçüncü defa oldu. Bu sefer onun oğlu, Sabit el-Hünânî, Yezid ed-Dabbî ve Yahya el-Bekkâr'ın yanına gitti, onlara durumu anlattı. Yanına gelerek onunla görüştüler ve ona ısrar edip durdular. Sonunda bir yudum sevik içti.

Boğazda bir şeyin tıkanması" demektir. Bu da boğazda kalan kemik ya da başka bir şey hakkında kullanılır, çoğulu gelir. Fethalı olarak; ise; Ey adam, senin boğazına bir şey tıkandı, tıkanır" tabirinden bir mastardır. İsm-i faili: ile şeklinde gelir, Onun boğazını ben tıkadım" denilir. Ev insanlarla dolup taşmaktadır" demektir.

13 ﴿