18

Gök bile o sebeple yarılmış, O'nun vaadi yerine getirilmiş olacaktır.

Bununla birlikte bu günün, oldukça uzun olmakla ve uzunluğundan dolayı küçük çocukların yaşlılık ve saçlarının ağaracağı yaşa kadar ulaşacakları bir gün olmakla nitelendirilmesi de mümkündür.

"Gök bile o sebeple yarılmış " onun şiddetinden dolayı çatlamış

"olacaktır."

"O sebeple" âyeti "onda" anlamında olup, dehşeti dolayısıyla o günde (böyle olacaktır), demektir. Bu, bu hususta yapılmış en güzel açıklamadır. Şöyle de açıklanmıştır: Sema ondan dolayı öyle bir ağırlaşacak ki, semaya göre, azameti ve gerçekleşeceğinden korkması dolayısıyla çatlamasına sebeb olacaktır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Göklerde ve yerde ağır basmıştır." (el-A'raf, 7/187)

Buradaki

"bu sebeple" âyetinin onun için yani, o gün için anlamında olduğu da söylenmiştir. Nitekim "Ben bunu senin hatırın için yaptım" denilir. "Be," "lam" ve bu gibi yerlerde anlam itibariyle birbirine yakındır.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmakladır:

"Kıyâmet gününe has adalet terazilerini koyarız." (el-Enbiyâ, 21/47) Burada da âyet: Kıyâmet gününde" demektir.

Buradaki: "o sebeble" âyetinin "bu emir (bu iş, bu durum) ile" anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani sema küçük çocukların saçları ağaracağı için çatlamış, olacaktır, Allah'ın emri ile çatlamış olacaktır, diye de açıklanmıştır.

Ebû Amr b. el-Alâ dedi ki; Yüce Allah'ın burada; diye buyurmayışı semanın mecazi anlamının tavan olduğundan dolayıdır. Nitekim: Bu evin semasıdır (tavanıdır)" denilir. Şair de şöyle demiştir:

"Eğer sema birtakım kimseleri kendisine doğru yükseltirse

Biz de semaya ve bulutlara erişiriz."

Kur'ân-ı Kerîm'de de:

"Ve gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık" (el-Enbiya, 21/32) diye buyurulmaktadır.

el-Ferrâ' dedi ki: "Semâ" lâfzı hem müzekker, hem müennes olarak kullanılabilir. Ebû Ali dedi ki: Bu da: "Etrafa saçılmış çekirgeler" ile; Yeşil ağaçlar" ve;

"Kökünden kopmuş hurma kütükleri" (el-Kamer, 54/20) buyrukları kabilindendir. Müzekker ve müennes olabildikleri için gerekli yerlerde müenneslik alâmeti alnvıınış-Itırdır.

Yine Ebû Ali şöyle demiştir: Âyet, "çatlak sahibi sema" anlamındadır. Tıpkı süt emziren kadına: denilmesi ve bunun; demek olması gibidir. Burada nisbet gibi kullanılmış olmaktadır.

"Onun" kıyâmet, hesap ve amellerin karşılığının verileceğine dair

"vaadi yerine getirilmiş olacaktır." Bunda hiçbir şüphe yoktur ve asla belirlenen süreden geri kalmayacak, ileri gitmeyecektir. Mukâtil dedi ki: O, dinini bütün dinlerin üstüne çıkaracağına dair vaadde bulunmuştur.

18 ﴿