32

Çünkü o, her biri saray kadar kıvılcımlar atar.

Daha sonra yüce Allah, ateşin niteliklerini belirterek:

"Çünkü o herbiri bir saray kadar kıvılcımlar atar." diye buyurmaktadır.

Kıvılcımların tekili: 'in tekili ise (Bu da: kıvılcım demektir). Kıvılcım ise, ateşin herbir tarafa uçuşan parçalarıdır. Bunun aslı (kökü): Kurusun diye kumaşı güneşe koymayı anlatan: Kumaşı, elbiseyi güneşte açtım (astım)"den gelmektedir.

“Saray", yüksekçe yapı demektir.

“Saray kadar" âyeti genel olarak 'sad' harfi sakin okunmuştur. Büyüklükleri itibariyle kaleler ve şehirler kadar demektir. Bu da: Saraylar" lâfzının tekilidir. Bu açıklamayı İbn Abbâs ve İbn Mes’ûd yapmıştır. Lâfız cins isim olması itibariyle çoğul anlamındadır. Bunu "sad" harfi sakin: 'in çoğulu olduğu söylenmiştir. Kor ateş" lâfzının çoğulunun şeklinde, Bir hurma tanesi" lâfzının çoğulunun da: şeklinde gelmesi gibidir. Bu lâfız kalın odun demetinden bir tek odun anlamındadır

Buhârî’de yine İbn Abbâs'tan:

"Herbîri saray kadar kıvılcımlar atar." âyeti hakkında şunları söylediği belirtilmektedir. Bizler üç zira ya da daha az boyda ahşabı (kış için) kaldırırdık. Buna da: O ismini verirdik. Buhârî, IV, 1879, 1HH0

Said b. Cübeyr ile ed-Dahhak şöyle demişlerdir: Bunlar, ağaçların ve büyük hurma ağaçlarının düştüğü ya da kesildikleri vakit geriye kalan kökleri idi. Bunların gövde kısımları oldukları da söylenmiştir.

İbn Abbâs, Mücahid, Humeyd ve es-Sülemî de "sad" harfini üstün olarak: diye okumuşlardır ki bu da hurma ağaçlarının gövdeleri demektir. Çoğulu ile ...diye gelir.

Katade, "develerin boyunları" diye açıklamıştır. Said b. Cübeyr "kaf" harfini esreli, "sad" harfini de üstün okumuştur ki; bu da aynı şekilde; "Ağacın gövdesi'nin çoğuludur. Para kesesî"nîn çoğulunun: şeklinde, Tencere" lâfzının çoğulunun: şeklinde, Demir halka" lâfzının çoğulunun: şeklinde gelmesi gibi.

Ebû Hatim dedi ki: Bu farklı bir söyleyiş de olabilir. Tıpkı "ihtiyaç" anlamında: ile demeleri gibi.

dağ demek olduğu da söylenmiştir.

32 ﴿