35

Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

"Bu, onların konuşamayacakları bir gündür. Onlara izin de verilmeyecek ki özür dilesinler." Yani kıyâmet gününün çeşitli durumları, çeşitli konumları vardır. İşte bu konuşmalarına imkan verilmeyecek, özür dileyip kendilerini kurtarmaları için izin verilmeyecek bir konumdur. İkrime'nin, onun İbn Abbâs'tan rivâyetine göre, şöyle demiştir: İbnu'l-Ezrak ona yüce Allah'ın:

"Bu onların konuşamayacakları bir gündür" âyeti ile:

".. kıpırdanan dudakların fısıltısından başkasını duyamayacaksın." (Ta-Ha, 20/108) buyrukları hakkında soru sordu. Diğer taraftan yüce Allah'ın:

"Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına yönelip, biri diğerine soru sorarlar." (es-Saffat, 37/27) diye buyurduğunu söyledi. İbn Abbâs ona şu cevabı verdi: Yüce Allah:

"Gerçek şu ki Rabbinin yanında bir gün sayacağınız bin yıl gibidir" (el-Hac, 22/47) diye buyurmaktadır. Bu miktardaki herbir günün farklı bir durumu olacaktır.

Fayda verecek bir delil ileri sürerek konuşmayacaklardır, diye de açıklanmıştır. Çünkü herhangi bir fayda sağlamayan sözler söyleyerek konuşan bir kimse, sanki hiç konuşmamış gibidir.

el-Hasen: Onlar konuşacak olsalar bile, bir delil ileri sürerek konuşmayacaklardır. Şöyle de açıklanmıştır: Bu onların:

"Yıkılın içerisine! Bana da söz söylemeyin." (el-Mu'minun, 23/108) diye kendilerine cevab verileceği zamanda olacaktır. Bu hususa dair açıklamalar daha önceden (belirtilen âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

Ebû Osman dedi ki: Heybeti görmeleri ve günahlarından utanmaları, onları susturmuş olacaktır. Cüneyd dedi ki: Kendisine nimet verenden yüz çeviren, onu inkar eden, üzerindeki bunca nimete karşı nankörlük eden kimsenin ileri sürecek ne gibi bir mazereti olabilir ki!

“Gün" lâfzı genel olarak mübteda ve (verilen) haber olarak merfû' okunmuştur. Yani melekler; Bu, onların konuşamayacakları bir gündür, diyeceklerdir. Yüce Allah'ın:

"... kalkıp gidin" âyeti, meleklerin söyleyeceği sözlerden olması mümkündür. Daha sonra yüce Allah, dostlarına: İşte bu, kâfirlerin konuşamayacakları bir gündür, diyecektir. "Gün"ün anlamı saat ve zamandır.

Yahya b. Sultan, Ebû Bekr'den, o da Âsım'dan: diye nasb ile okuduğunu rivâyet etmiştir. Aynı zamanda bu İbn Hürmüz ve başkalarından da rivâyet edilmiştir. Bu durumda fiile izafe edilmesi dolayısıyla mebni olması câiz görülmüştür, ancak mahalli itibariyle refdir. Bu da Kûfelilerin mezhebidir. Bununla birlikte "günMen başkasına işaret edilmek üzere nasb konumunda olması da caizdir. Bu da Basralıların mezhebidir. Çünkü onlara göre, atncak bir mebniye izafe edilecek olursa "gün" tafzı bina edilir. Burada ise fiil (mebni değil) murebdir.

35 ﴿