40Çünkü gerçekten Biz, sîzi yakın bir azâb ile uyarıp korkuttuk. O günde kişi iki elinin önden yolladığına bakacak ve kâfir: "Ah! Keşke ben de toprak olsaydım" diyecek. "Çünkü gerçekten Biz, sizi yakın bir azâb ile uyarıp, korkuttuk" âyeti ile yüce Allah, Kureyş kâfirlerine ve Arap müşriklerine hitab etmektedir. Çünkü onlar; biz diriltilmeyeceğiz, diyorlardı. Azabtan kasıt da âhiretteki azaptır. Esasen gelecek olan herbir şey yakın demektir. Yüce Allah da: "Onların onu görecekleri gün (günün) bir akşamından veya kuşluğundan başka durmamışlar gibi gelecek onlara" (en-Nâziât, 79/46) diye buyurmaktadır. Bu anlamdaki açıklamayı el-Kelbi ve başkaları yapmıştır. Katade şöyle demiştir: Bundan kasıt dünyada verilecek cezadır. Çünkü bu iki azaptan en yakın olanıdır. Mukâtil : Bu Kureyş'in (ileri gelenlerinin) Bedir'de öldürüleceğini belirtmektedir. Ancak daha kuvvetü görülen bunun, âhiret azâbı olduğudur, bu da ölüm ve kıyâmettir. Çünkü kim ölürse, onun da kıyâmeti kopmuş demektir. Eğer cennet ehlinden ise cennette kalacağı yeri görür, eğer cehennemliklerden ise, o da horluk ve hakirlik görür. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "O günde kişi İki elinin önden yolladığına bakacak" âyeti, bu azâbın zamanını açıklamaktadır. Yani Biz, sizi o günde gerçekleşecek yakın bir azâb ile uyarıp, korkuttuk. Bu da kişinin ellerinin önden gönderdiklerine bakacağı bir gündür. Yani o gün derdiklerini görecektir. Âyetin; “Önden gönderdiğine bakacaktır" takdirinde olup, edatının hazfedildiği de söylenmiştir. Burada "kişi"den kasıt, el-Hasen'in açıklamasına göre mü’mindir. Yani o kendisinin bir amel işlemiş olduğunu görecektir. Kâfir ise kendisinin hiçbir ameli olduğunu görmeyecektir. Bundan dolayı toprak olmayı temenni edecektir. Yüce Allah: "Ve kâfir ... diyecek" âyetinden da, "kişi"den kasıt mü’min olduğu anlaşılmaktadır. Buradaki "kişi" ile Ubey'b. Halef ve Ukbe b. Ebi Muayl'ın kastedildiği de söylenmiştir. "Ve kâfir ... diyecek" ile kasıt da Ebû Cehil'dir. Âyetin, o günde yaptıklarının karşılığını görecek olan her kişi ve insan hakkında umumi olduğu da söylenmiştir. Mukâtil dedi ki: Yüce Allah'ın: "O gün kişi, iki elinin önden yolladığına bakacak" âyeti Ebû Seleme b. Abdi’l-Esed el-Mahzumi hakkında "ve kâfir: Ah keşke ben de toprak olsaydım, diyecek" âyeti da kardeşi el-Esved b. Abdi’l-Esed hakkında inmiştir. es-Salebi dedi ki: Ben Ebû’l-Kasım b. Habib's şöyle derken dinledim: Burada "kâfîr"den kasıt İblis'tir. Çünkü o, Âdem'i topraktan yaratıldı diye ayıplamış, buna karşılık kendisinin ateşten yaratıldığını belirterek üğünmüştü. Kıyâmet gününü görüp de Âdem'in ve Âdem oğullarının içinde bulundukları mükâfat ve hak ve rahmeti göreceğinde, kendisinin ise içinde bulunduğu sıkıntı ve azâbı göreceğinde Âdem'in yerinde olmayı temenni edecek ve "ah keşke ben de toprak(tan yaratılmış) olsaydım, diyecek'dir. (es-Salebi devamla) dedi ki: Ben bu açıklamayı el-Kuşeyri Ebû Nasra ait tefsir açıklamaları arasında gürdüm. Şöyle de açıklanmıştır: İblis, keşke topraktan yaratılmış olsaydım da ben Âdem'den hayırlıyım dememiş olsaydım, diyecektir. İbn Ömer'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Kıyâmet günü oldu mu yeryüzü bir kösele gibi uzatılıp, yayılacak, hayvanlar, davarlar ve yırtıcı hayvanlar hep haşredilip bir araya getirilecek, sonra hayvanlar arasında kısas uygulamasına geçilecek. Öyle ki, boynuzsuz olan koyunun lehine, boynuzlu olandan boynuz vurmasının kısası dahi uygulanacaktır. Aralarında kısas bitirileceği vakit onlara; toprak olun! denilecektir. İşte o zaman kâfir: "Ah keşke ben de toprak olsaydım" diyecektir. Buna yakın bir rivâyet, Ebû Hüreyre ile Abdullah b. Amr b. el-As (r. anhum)'dan rivâyet edilmiştir. Biz bunu "et-Tezkire bi Ahvâli'l-Mevtâ ve Umuri'l-Ahira" adlı eserimizde güzel bir şekilde kaydetmiş bulunuyoruz. Allah'a hamdolsun, Ebû Cafer en-Nehhâs, şunu zikretmektedir: Bize Ahmed b. Muhammed b. Nâfi' anlattı dedi ki: Bize Seleme b. Şebib anlattı dedi ki: Bize Abdu'r-Rezzak anlattı dedi ki: Bize Ma'mer anlattı dedi ki: Bana Cafer b. Berkan el-Cezeri haber verdi. O, Yezid b. el-Asam'dan, o Ebû Hüreyre'den rivâyetle dedi ki: Yüce Allah hayvan, kuş ve insan türünden bütün mahlukatı haşredecek, sonra da hayvanlara, kuşlara: Toprak olun! denilecek. İşte o vakit: "Kâfir: Ah keşke ben de toprak olsaydım, diyecek" Bir takım kimseler de şöyle demiştir: "Ah keşke toprak olsaydım" diriltilmeseydim demektir. Bu da yüce Allah'ın: "Keşke kitabım verilmeseydi" (el-Hakka, 69/55) âyetine benzemektedir. Ebû'z-Zinâd dedi ki: İnsanlar arasında hüküm verilip, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme götürülmesi emrolunacağı vakit diğer yaratıklar ile mü’min cinlere: Toprak olunuz denilecek, onlar da toprak olacaklar. İşte bu halde onları gören kâfir kimseler: "Ah keşke ben de toprak olsaydım" diyeceklerdir, Leys b. Ebi Süleym dedi ki: Mü’min cinler tekrar toprak olacaklardır. Ömer b. Abdu’l-Aziz, ez-Zührî, el-Kelbî ve Mücahid şöyle demişlerdir: Mü’min cinler, bir düzlük ve genişçe bir yerde cennetin etrafında bulunacaklar, fakat içinde olmayacaklardır. Bu daha sahihtir. Daha önce buna dair açıklamalar er-Rahmân Sûresi'nde (55/31-36. âyetlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Onların mükellef oldukları mükâfat ve ceza görecekleri belirtilmiştir. O halde onlar Âdem oğulları gibidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır, (Nebe' Sûresi burada sona ermektedir. Allah'a hamdolsun). |
﴾ 40 ﴿