30

Bundan sonra da yeri yayıp, döşedi.

"Bundan sonra da yeri yayıp, döşedi." Bu âyet yerin semadan sonra yaratıldığına işaret etmektedir. Bakara Sûresi'nin baş taraflarında yüce Allah'ın:

"Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönetip de onları yedi gök halinde düzenleyen O'dur." (el-Bakara, 2/29) âyeti açıklanırken el-Bakara Sûresi'nin baş taraflarında (2/29. âyet, 6. başlıkta) bu hususta yeterli açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

Araplar, bir şeyi yaymaları halinde: O şeyi yaydım, onu yayıyorum, yaymak" derler. Deve kuşunun yuvasına da yeryüzü üzerinde yayılması dolayısıyla denilir. Umeyye b. Ebi's-Salt da şöyle demiştir:

"Ve o orayı yayıp döşedikten sonra mahlukatı yaydı orada

Onlar kıyâmet gününe kadar oranın sakinleri olarak kalacaklardır"

el-Müberred de şu beyiti zikretmektedir:

"Yaydı onu, onun suyun üzerinde kurulduğunu görünce

Bu sefer üzerine dağları bıraktı."

(.........) nin, "orayı düzenledi" demek olan: anlamında olduğu da söylenmiştir. Zeyd b. Amr'ın şu sözlerinde de bu anlamdadır:

"Yüzümü teslim ettim, ağır kayalar taşıyan arzın Teslim olduğu o kimseye;

Orayı mükemmel düzenledi ve orası mükemmelleşince

Kudretiyle sağlamlaştırdı onu ve üzerlerine dağları bıraktı."

İbn Abbâs'tan rivâyet edildiğine göre, Allah Ka'be'yî yarattı ve dünyayı yaratmadan bin yıl önce dört temel üzerinde onu suyun üzerinde bıraktı. Sonra yer Beytin akından yayılıp, döşendi.

Kimi ilim adamlarının naklettiklerine göre burada: Sonra" âyeti: Birlikte, beraber" anlamındadır. Sanki: Bununla birlikte de yeri yayıp döşedi, diye buyurmuş gibidir. Nitekim yüce Allah, bir başka yerde: "Cahil ve kaba, bununla birlikte kulağı kesik" (el-Kalem, 68/13) diye buyurmuştur.

Arapların: “Sen ahmak bir kimsesin, bununla birlikte de huyu kütü birisisin" ifadeleri de bu kabildendir. Şair de şöyle demiştir:

"Ben ona: Benden uzak dur, dedim. Çünkü ben

Haram kimseyim (ihramlıyım) ve ayrıca bundan sonra (bununla birlikte) ben uyanık birisiyim."

Buradaki "sonra" lâfzının "önce" anlamında kullanıldığı da söylenmiştir. Yüce Allah'ın:

"Yemin olsun ki Biz, zikirden sonra Zebur'da... yazdık." (el-Enbiyâ, 21/105) âyetinde olduğu gibi: ki bu da Kur'ân'dan önce (Zebur'da) demektir. Ebû Hirâş el-Hüzelî de şöyle demiştir:

"Urve'den sonra, Hiraş kurtulduğu için, hamdettim ilâhıma

Ve elbetteki bazı kötülükler diğerlerinden ehvendir."

İddia edildiğine göre Hirâş, Urve'den önce kurtulmuştur. "Yeri yayıp, şedî" âyetinin; orayı ekti ve orayı yardı, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı İbn Zeyd yapmıştır. Bu lâfzın, gıdalar için orayı hazırladı, anlamında olduğu da söylenmiştir. Anlamlar birbirine yakındır.

Yeri lâfzı genel olarak nasb ile okunmuştur. O yeri yaydı demektir. el-Hasen ile Amr b. Meymun ise (sonraki lafızda): "ona: he" zamiri raci olduğundan dolayı mübtedâ olarak merfu okumuştur.

Yayıp döşedi, döşer, yayıp döşemek" denilir. Arapların; Azgınlık etti, eder"; Sildi, siler" ile; Sopanın (veya dalın) üzerindeki kabuğunu soydu, soyar" diye kullandıkları gibidir. Bu fiili muzarisini: diye kullananlar mütekellim mazisinde; diye kullanırlar. diye kullananlar da aynı kipi diye kullanırlar.

30 ﴿