41Hiç şüphe yok ki cennet, varılacak yerin ta kendisidir. "Hiç şüphe yok ki cennet varılacak" kalınacak o “yerin ta kendisidir." Bu iki âyet-i kerîme (haddi aşıp... ile Rabbinin huzuruna varmaktan... diye buyuruları âyetler). Mus’ab b. Umeyr ile kardeşi Amir b. Umeyr hakkında inmiştir. ed-Dahhak"ın rivâyetine göre, İbn Abbâs şöyle demiştir: Haddi aşan Mus’ab b. Umeyr'in kardeşidir. Bedir günü esir alınmıştı. Ensar onu yakalamış, sen kimsin diye sormuşlar, o da: Ben Mûsa'b b. Umeyr'in kardeşiyim demişti. Bundan dolayı onu bağlamamışlar, ona ikramda bulunmuşlar ve kendi yanlarında uyutmuşlardı. Sabah olunca Mûsa'b b. Umeyr'e durumunu anlattılar. O: Hayır, o benim kardeşim değildir. Esirinizi iyice bağlayınız, onun anası, Bathâ (Mekke vadisi) ahalisinin malı ve ziynet eşyası en çok olan kadındır. Bunun üzerine annesi, onun kurtulmalık fidyesini gönderinceye kadar onu bağladılar. "Rabbinin huzuruna varmaktan korkup..." âyetinde sözkonusu edilen de Mus'ab b. Umeyr'dir. O, Uhud günü insanlar, Rasûlullah'ın etrafından dağıldığında, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a canını siper etmiş, oklar vücudunun her tarafına saplanarak delik deşik olmuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu kanlarına bulanmış halde görünce: "Mükâfatını Allah'tan alacağını ümid ederim" diye buyurdu, arkadaşlarına da şöyle dedi: "Ben onu üzerinde kıymetinin ne kadar olduğunu bilemeyeceğiniz kadar birtakım elbise ile gördüm. Ayaklarının bağı ise altındandı." Denildiğine göre Mûsa'b b. Umeyr, kardeşi Amir'i Bedir günü öldürmüştü. Yine İbn Abbâs'tan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Bu âyet-i kerîme, iki kişi hakkında inmiştir. Ebû Cehil b. Hizam el-Mahzumî ile Mûsa'b b. Umeyr el-Abclerî hakkında, es-Süddî dedi ki: Şu: "Rabbinin huzuruna varmaktan korkup..." âyeti, Ebû Bekir es-Sıddik hakkında inmiştir. Şöyle ki Ebû Bekir'in kendisine yemek getiren bir kölesi vardı. Ona: Bunu nereden getirdin, diye sorardı. Bir gün ona yemek getirdi, fakat bunu nereden getirdiğini sormaksızın yedi. Kölesi ona: Bugün ne diye bana sormuyorsun, diye sorunca, unuttum dedi. Sen bu yemeği nereden getirdin, diye sordu, bu sefer kölesi şöyle dedi: Cahiliye döneminde iken bazı kimselere kâhinlik etmiştim, onlar da bunu bana verdiler. Bunun üzerine derhal Ebû Bekir kendisini zorlayarak onu kustu ve şöyle dedi: Rabbim, damarlarımda kalanı ise Sen alıkoymuş bulunuyorsun. Bunun üzerine: "Rabbinin huzuruna varmaktan korkup..." âyeti nazil oldu. el-Kelbî dedi ki: Âyet-i kerîme bir masîyet işlemeyi içinden geçirip, kimsenin olmadığı bir yerde onu işleyebilecek güç ve imkânı bulduğu halde, Allah'tan korktuğundan dolayı, o günahı İşlemeyi terkeden kimse hakkında inmiştir. İbn Abbâs'tan da buna yakın bir açıklama gelmiştir. Masiyeti işlediği vakit Rabbinin huzurunda durmaktan korkan ve bu masiyeti işlemekten vazgeçen kimse... demektir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. |
﴾ 41 ﴿