45

Sen, ancak ondan korkacakları korkutursun.

"Sen ancak ondan korkanları korkutursun." Böylelerinin korkutucususun demektir. Burada korkutmanın (inzârın) "korkanlara (haşyet sahiblerine" tahsis edilmesi -herbir mükellefi uyarıp, korkutucu olmakla birlikte- bununla yararlananların onlar oluşundan dolayıdır. Bu da yüce Allah'ın: "Sen ancak zikre uyan ve gayb ile Rahmândan kalbinden saygı duyarak korkan kimseleri uyarırsın" (Yasin, 36/11) âyetini andırmaktadır.

"Korkutursun" anlamı verilen lâfız, genel olarak; şeklinde izafet ile ve daha hafif olması istendiğinden tenvinsiz olarak okunmuştur, yoksa bunun aslı tenvinli gelmesidir. Çünkü bu, gelecek anlamını ifade etmek içindir. Ancak mazi anlamını ifade edecekse tenvinli okunmaz.

el-Ferrâ'' dedi ki: Burada tenvin de caizdir, tenvinsiz gelmesi de caizdir. Yüce Allah'ın:

"...Emrini yerine getirendir" (et-Talâk, 65/3) âyetinin; şekillerinde;

"Kâfirlerin düzenini zayıflatandır" (el-Enfal, 8/18) âyetinin; ile şekillerinde okunması gibi. Bununla birlikte aslolan tenvinli gelmesidir. Ebû Cafer, Şeybe, el-A'rec, İbn Muhaysın, Humeyd ve Ebû Amrdan rivâyetle Ayyaş, tenvinli olarak; diye okumuşlardır ve bu durumda nasb mahallinde olur. Manası da: Senin uyarıp, korkutmandan, kıyâmetten korkan kimseler, ancak faydalanabilir, şeklindedir.

Ebû Ali de şöyle demiştir: Burada izafetin maziye olması da mümkündür. Dün Zeyd'e vuran' gibi. Çünkü Peygamber, uyarıp korkutmayı gerçekleştirmiştir. Zira âyet-i kerîme, kıyâmet ve âhiret halleri maddi olarak hissedilen şeyler değildir. O haller ancak ruhun -maddi olanın dışında- rahat duyması ya da acı duymasıdır, diyen kimselerin kanaatlerini red etmekte ve onlara cevap vermektedir.

45 ﴿