26

Ki onun mührü misktir. O halde yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

"Ki onun mührü misktir." Mücahid dedi ki: Son yudumu ona misk ile mühürlenir.

Şöyle de açıklanmıştır: Yani onlar o halis şarabı içeceklerinde ve bardaklarında bulunanlar bittiği takdirde, buna misk ile mühür vurulacaktır (bitirilecektir).

İbn Mes’ûd şöyle derdi: O şarabın sonunda misk tadını alacaklardır. Buna yakın bir açıklama Said b. Cübeyr ve İbrahim en-Nehaî'den nakledilmiştir. Onlar: Onun sonu, mührü, tadının sonu demektir. Bu da güzel bir açıklamadır. Çünkü genelde tortu içeceklerin sonunda bulunur. Yüce Allah, cennetliklerin içeceğinin sonundaki kokusunu misk kokusu olmakla nitelendirmiştir.

Mesrûk'tan, onun Abdullah'tan naklettiğine göre, Abdullah şöyle demiştir; Sonu mühürlü (anlamı verilen: el-mahtum): katılmış, karıştırılmış demektir.

Bunun mühürlenmiş ve iyiler tarafından mührü çözülünceye kadar herhangi bir kimsenin el sürmesi engellenmiş, anlamında olduğu da söylenmiştir.

Ali, Alkame, Şakîk, ed-Dahhak, Tavus ve el-Kisai

"onun mührü" anlamındaki lâfzı, diye "hı" harfi ile "te" harfi -aralarında "elif bulunmak suretiyle üstün okumuşlardır.

Alkame dedi ki; Kadının, koku satıcısına: "Onun mührünü misk koy!" dediğini ve bu sözleriyle sonunu kastettiğini görmediniz mi?

“Mühür" ile Son, nihayet (mealde: mühür)" anlam itibariyle birbirine yakındır, ancak birincisi isim, ikincisi mastardır. Bu açıklamayı el-Ferrâ'' yapmıştır.

es-Sıhah'ta şöyle denilmektedir; Sonda mühür olarak kullanılan çamur" demektir. Mücahid ve İbn Zeyd de böyle demişlerdir: O içkinin kabı, çamur yerine misk ile mühürlenmiştir. Bu açıklamayı el-Mehdevi nakletmiştir. el-Ferezdak şöyle demiştir:

"Ve ben mühür kapaklarını açmaya koyuldum."

el-A'şâ da şöyle demiştir:

"Ve ben onu üzerinde mühür olduğu halde çıkartıyordum."

Üzerinde mühür basılmış bir çamur olduğu halde, demektir. Tıpkı: 'in; Silkelenmiş" anlamında, 'in; Kabzedilmiş" anlamında kullanılmasına belemektedir.

İbnu'l-Mübarek ve -lâfız İbn Vehb'in olmak üzere- İbn Vehb, Abdullah b. Mesud'dan yüce Allah'ın:

"Ki onun mührü misktir" âyetini onun karışımı misktir, yoksa sonuna vurulan mühür değildir, diye açıklamıştır. Nitekim sizden herhangi bir kadının: Onun hoş koku olarak karışımı şu ve şudur, dediğine dikkat etmiş olmalısınız. Burada maksat onun karışımının misk olacağıdır, (Devamla İbn Mes’ûd) dedi ki: Gümüş gibi beyaz bir içecektir. Son İçkilerini onunla bitirirler. Eğer dünya ehlinden herhangi bir kimse ona elini sokup, sonra çıkartacak olursa, onun o hoş kokusunu almayacak canlı hiçbir kimse kalmayacaktır.

Ubey b. Ka'b rivâyetle dedi ki: Ey Allah'ın Rasûlü, mühürlü halis şarab nedir? diye sorulmuş o da: "Şarabın geriye kalan kısmıdır." diye buyurmuştur.  

Bir diğer açıklamaya göre bu şarab, kablarda mühürlüdür ve bu ırmaklarda akan şarabtan ayrıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"O halde yarışanlar bunun içîn" ve cennete dair anlattıklarımız için

"yarışsınlar." İsteyenler, arzu edenler bunu arzulasınlar, demektir.

O şey hususunda bencillik gösterdim ve ona ulaşmasını eline geçmesini istemedim' demektir.

Âyetteki "fe"nin, (......) anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani amel hususunda ellerini çabuk tutacak olanlar, haydi bu hususta ellerini çabuk tutsunlar. Bunun bir benzeri de yüce Allah'ın:

"İşte çalışanlar böylesi için çalışsınlar." (es-Sâffât, 37/61) âyetidir.

26 ﴿