14Gerçek şu ki umduğunu elde eder, iyice temizlenen; 1. "Gerçek Şu Ki Umduğunu Elde Eder," Yani cennette ebediliğe kavuşur. Burada kasıt, îman etmek suretiyle şirkten arınıp, temizlenen kimselerdir. Bu açıklamayı İbn Abbâs, Atâ ve İkrime yapmıştır. El-Hasen ve er-Rabi' de: Ameli tertemiz ve artıp duran kimsedir, diye açıklamışlardır. Mamer, Katade'den, "iyice temizlenen" salih ameliyle (iyice arınan) diye açıkladığını rivâyet etmiştir. Yine Katade'den, Atâ ve Ebû'l-Aliye'den nakledildiğine göre âyet, fitır sadakası hakkında inmiştir. İbn Sîrîn'den nakledildiğine göre: "Gerçek şu ki; umduğunu elde eder, iyice temizlenen ve Rabbinin ismini anarak namaz kılan" âyetini: Zekâtı (fıtır sadakasını) eda ettikten sonra, çıkıp namaz kılan diye açıklamıştır. İkrime de şöyle demiştir; Onlardan olanlar, namazımdan önce zekatımı (fıtır sadakamı) vereyim derdi. Süfyan dedi ki: Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gerçek şu ki; umduğunu elde eder, iyice temizlenen ve Rabbinin adının anarak namaz kılan." Ebû Said el-Hudrî ile İbn Ömer'den rivâyet edildiğine göre bu âyet, fıtır sadakası ve bayram namazı hakkındadır. Ebû'l-Aliye de böyle demiştir. O ayrıca şunları söyler: Medinelilerin görüşüne göre ondan daha faziletli bir sadaka ve (muhtaç olanlara) su içirmekten daha faziletli bir amel yoktur. Kesir b. Abdullah babasından, o dedesinden o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan rivâyet ettiğine göre; yüce Allah'ın: "Gerçek şu ki umduğunu elde eder, iyice temizlenen" âyeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Fıtır sadakasını çıkartıp veren" kastedilmektedir. "Ve Rabbinin ismini anarak namaz kılan" âyeti hakkında da, "bayram namazıdır" demiştir Aynı manada, kısmen lafzî farklarla: Bezzâr, Müsned, VIII, 313; Sadece "fıtır sadakası" ile ilgili olan kısmıyla: İbn Huzeyme, Sahih, IV, 90; Beyhaki, es-Sünenu'l-Kübrâ, IV, 159; Münzirî, Terğib, II, 97, -Kesir b. Abdullah'ın "vahi (gevşek)" bir ravi olduğu kaydıyla.- İbn Abbâs ve ed-Dahhak dedi ki; "Ve Rabbinin ismini" namazgaha giderken yolda "anarak" bayram "namaz"ını "kılan" demektir. Âyet-i kerîme ile kastedilenin, mallara dair bütün zekât olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı Ebû'l-Ahvas ve Atâ yapmıştır. İbn Cüreyc rivâyetle dedi ki: Ben Atâ’ya: "Gerçek şu ki; umduğunu elde eder iyice temizlenen" âyeti fıtır sadakası için midir?" diye sordum. O: "Bu âyet bütün sadakalar hakkındadır", diye cevap verdi. Bundan maksadın amellerin zekâtı (temizlenmesi.) malların zekatı olmadığı da söylenmiştir- Yani kişinin amellerinde riyadan ve amellerindeki kusurdan temizlenmesi demektir. Çünkü mal ile temizlenme (zekat) hakkında çoğunlukla kullanılan "Zekkâ" "Zekat verdi" tabiridir. "Tezekkâ" "Temizlendi, arındı" tabiri değildir. Cabir b. Abdullah rivâyetle dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Gerçek şu ki; umduğunu elde eder, iyice temizlenen" kimse, Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına tanıklık ederek, Allah'a koşulan ortakları bir kenara iten ve benim Allah'ın Rasûlü olduğuma şahitlik eden kimsedir. el-Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, VII. İbn Abbâs'tan rivâyete göre; "iyice temizlenen" lâ ilahe illallah, diyendir. Atâ'nın ondan rivâyetine göre şöyle demiştir: Âyet-i kerîme, Osman b. Affan (radıyallahü anh) hakkında inmiştir. Medine'de bir hurma ağacı bulunan münafık bir kişi vardı. Bu hurma ağacı ensardan birisinin evine doğru eğilmişti. Rüzgarlar esince taze hurmaları ensardan olan kişinin evine düşürürdü. O ve ailesi bu hurmaları yerdi. Münafık kişi ensardan olan bu kişiye böyle bir işten dolayı davacı oldu. Ensardan olan şahıs da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a komşusunun kendisinden rahatsız olduğundan şikâyette bulundu. Peygamber münafıka haber gönderdi. Münafık olduğunu bilmiyordu, ona şöyle dedi: "Ensardan olan bu kardeşin senin hurma tanelerinin evine döküldüğünü, kendisinin ve ailesinin bunları yediğini söyledi. Senin o hurma ağacının yerine cennette sana bir hurma ağacı vermeye ne dersin?" "Ben peşini veresiye mi satayım. Hayır, böyle bir şey yapmam", demiş. Naklettiklerine göre Osman b. Affan onun bir tek hurma ağacı yerine bir hurma bahçesi verdi. İşle "gerçek şu ki umduğunu elde eder, iyice temizlenen" âyeti onun hakkında inmiştir. Münafık olan kimse hakkında da: "Oldukça bahtsız olan kimse ise ondan kaçacaktır" el-Heysemî Mecmau'z-Zevâid, VII, 137. âyeti inmiştir. ed-Dahhak'ın naklettiğine göre ise âyet-i kerîme, Ebû Bekr es-Sıddîk (radıyallahü anh) hakkında inmiştir. 2. Fıtır Sadakası İle Bayram Namazı Medine'de Sözkonusu Olmuştur. Bu Âyetler İse Mekkîdir: Fıtır sadakası ile ilgili yeterli açıklamaları daha önceden el-Bakara Sûresi'nde (2/43- âyet, 4. başlıkta) yapmış bulunuyoruz. Bu sûrenin Cumhûrun kanaatine göre Mekke'de indiği görüşü de daha önceden geçmiş bulunmaktadır, Mekke'de ise ne bayram, ne de fıtır sadakası sozkonusu idi. el-Kuşeyrî dedi ki; Yüce Allah'ın, gelecekte emredeceği fıtır sadakası ile bayram namazı emrini yerine getirecek olan kimselerden övgüyle (bu buyruklarda) sözetmiş olması da uzak bir ihtimal olarak görülemez. |
﴾ 14 ﴿