15Ve Rabbinin ismini anarak namaz kılan. 3. Rablerinin İsmini Anarak Namaz Kılanlar: "Ve Rabbinin ismini anarak namaz kılan" yani Rabbini zikreden... Atâ, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Bununla Rabbinin huzuruna dönerek yüce Allah'ın, huzurunda duruşunu hatırlayan ve böylelikle O’na ibadet edip, O'nun için namaz kılan kimseleri kastetmektedir. Namazın başında tekbir ile Rabbinin ismini zikredenlerin kastedildiği de söylenmiştir. Çünkü O'nun ismi anılmadan namaza başlanılmış olmaz. Bu da namaz kılanın "Allahu ekber" demesidir. îftitah tekbirinin farz oluşuna ve namazın dışında(ki farzlardan) oluşuna bu âyet delil gösterilmektedir. Çünkü namaz O'na (Allah'ın adının anılmasına, tekbir getirilmesine) atfedilmiştir. Ayrıca bu âyette: Yüce Allah'ın isimlerinden herhangi birisi ile namaza başlamak caizdir, diyenlerin görüşünün lehine delil olacak bir taraf da bulunmaktadır. Şu kadar var ki bu, fukaha arasında ihtilaflı bir meseledir. Bu hususa dair açıklamalar el-Bakara Sûresinin baş taraflarında (2/3. âyet, 20. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Kastedilenin bayram tekbirleri olduğu da söylenmiştir. ed-Dahhak dedi ki: Namaza giderken yolda "Rabbinin ismini anarak" bayram namazını kılmak suretiyle "namaz kılan", demektir. Bir başka açıklamaya göre "ve Rabbinin ismini anarak" âyetinde kastedilen, kişinin namazını kılarken kalbiyle Rabbini anıp, O'nun cezasından korkması, mükâfatını ümit etmesidir. Böylece namazını eksiksiz kılmaya gayret etsin, korku ve ümidi oranında da namazda huşu sahibi olabilsin. Bir başka açıklama şöyledir Bundan maksat, herbir sûrenin başında "bismillahirrahmanirrahim" demektir. "Namaz kılan"dan kasıt da namaz kılıp, Allah'ı zikreden demektir. Çünkü "bana ikram ettin de beni ziyaret ettin" demek ile "beni ziyaret ettin de bana ikram ettin", demek arasında bir fark yoktur. İbn Abbâs dedi ki: Bu farz namaz hakkında böyledir. Bunlar da beş vakit namazdır. Dua anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani dünya ve âhiret ihtiyaçlarının karşılanması için Allah'a dua etmek demektir. Bayram namazının kastedildiği de söylenmiştir. Bu görüş; Ebû Said el-Hudri, İbn Amr ve başkalarının görüşüdür. Daha önceden geçmiş bulunmaktadır. Zekatını verdikten sonra nafile namaz kılmasıdır, diye de açıklanmıştır. Bu görüş, Ebû'l-Ahvas'ın görüşü olup, Atâ'nın görüşü de bunu gerektirmektedir. Abdullah'tan da şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Namaz kıldığı halde zekat vermeyen kimsenin namazı yoktur. |
﴾ 15 ﴿