19Mirası da helâl, haram demeden alabildiğine yersiniz. "Mirası" yetimlerin mirasını "da helâl haram demeden, alabildiğine" es-Süddi'nin açıklamasına göre en ileri derecede olabildiğince "yersiniz." "et-Turâsu" "Miras" lâfzının aslı; "el-Vurâsu" olup, "Verise" "Miras aldım" fiilinden gelmektedir. "Vav" harfi yerine "te"yi kullanmışlardır. Nitekim; "Tucahu, tuhametu, tukâtu, tuedetu" kelimeleri ile benzerlerinde de böyle kullanılmıştır. Daha önceden geçmiş bulunmaktadır. Denildiğine göre; "Lemmâ" "Alabildiğine" âyetinin, topluca, hep birlikle anlamında olduğu söylenmiştir. Bu da Arapların: "Lememtu’t-tâame lemmen" "Yemeği toptan, hep birlikte yedim" tabirlerinden alınmıştır. Bu açıklamayı el-Hasen ve Ebû Ubeyde yapmıştır. Arapçada: "el-lemme"nin asıl anlamı, "toplayıp, bir araya getirmek"tir. "Lememtu’ş-şey’e elemmu lemmen" "O şeyi topladım, toplarım" denilir. "Lemmallahu şa’sehu" "Allah onun dağınıklıklarını toplayıp, bir araya getirsin" duası da buradan gelmektedir. en-Nâbiğa şöyle demiştir: "Eğer sen dağınıklıklarını bir araya getirmeyecek olursan (kusurlu arkadaşlarını bağışlamazsan) Kendine hiçbir kimseyi kardeş bırakmazsın; ey yiğitlerin en güzel edeblisi!" "İn dârake lemumete" "Senin evin insanları toplayıp, bir araya getirir, onları barındırır" anlamındaki tabirler de buradan gelmektedir. el-Mirnak et-Tai, Alkame b. Seyf'i överken şöyle demektedir: "Elbette o çocuğun sevgisi gibi severdi beni. Ve şanlı, şerefli kimseye zifafa gönderilen gelin gibi benim dağınıklıklarımı toplar, biraraya getirirdi." el-Leys dedi ki: "El-lemm" "Güçlü, kuvvetli topluluk" demektir. "Hacerun melmumun" "Sağlam taş" tabiri ile: "Ketibetun melmumetun" "Güçlü, kuvvetli askeri birlik" tabirleri de buradan gelmektedir. Yemek yiyen bir kimse tiridi biraraya getirip, toplar ve onu lokmalar halinde topladıktan sonra onu yer. Mücahid dedi ki: (Âyet) onu lokma lokma yer, demektir. el-Hasen dedi ki: Hem kendi payını, hem de başkasının payını yer demektir. el-Hutay'a dedi ki: "Eğer bu arkasından sahibine yergi getirecek (yemek için) bir toplanma ise Rahmân (olan Allah), o yemek çiğneyen dişleri (yiyenleri) kutsamasın." Âyet, onlar hem kendi paylarını, hem de başkalarının paylarını birarada yerler demektir. İbn Zeyd dedi ki: Kişi kendi malını yediğinde başkasının malını da toplayıp, onu da yer ve bu helal mıdır, yoksa haram mıdır, diye hiç düşünmez? Müşrikler hiçbir zaman kadınlara ve çocuklara miras vermezler, onların miraslarını kendilerininki ile, onlara kalanı kendi mallarıyla birlikte yerlerdi. Şöyle de açıklanmıştır: Ölenin zulüm ile toplayıp, biraraya getirdiği malları bilerek yerler ve haram ile helali birbirine katarlardı. Malı kolay bir şekilde ele geçirip, bu yolda alnı terlemediği için israf ve savurganlıkla o malı harcayan, ondan alabildiğine savurganlıkla yiyen, canının çektiği yiyecekleri, içecekleri, meyveleri -çalışmayan mirasyedilerin yaptığı gibi- yiyip, tüketen mirasçıların bu âyet ile yerilmiş olması da mümkündür. |
﴾ 19 ﴿