5

Sakının! Gerçekten kesin bir bilgi ile bilseydiniz.

"Sakının! Gerçekten kesin bir bilgi ile bilseydiniz" âyetinde

"sakının" (anlamındaki) lâfzı yine tekrarlamıştır ki; bu da bir azar ve bir uyarıdır. Çünkü bunların herbirisinden sonra bir başka şeyi zikretmiş olmaktadır. Şöyle buyurmuş gibidir: Yapmayınız, çünkü siz pişman olacaksınız. (Evet) yapmayınız! Çünkü sizler (böylelikle) cezalandırılmanızı gerektiren işler yapıyorsunuz.

İlmin,

"yakîn (kesin bilgi)"ye izafe edilmesi yüce Allah'ın:

"Şüphesiz ki bu kesin bilgi veren hakkın ta kendisidir" (el-Vâkıa, 56/95) âyetine benzemektedir.

Burada sözü geçen

"yakîn (kesin bilgi)"nin ölüm olduğu da söylenmiştir ki, bu görüş Katade'ye aittir. Yine ondan, bunun ölümden sonra diriliş (Ba's) olduğunu söylediği de nakledilmiştir. Çünkü ölümden sonra diriliş geldi mi artık şüpheler ortadan kalkacaktır. Keşke sizler ölümden sonra dirilişin bilgisini bilseydiniz, demektir.

"se"nin cevabı hazfedilin iştir. Yani Sûra üfürüleceği vakit, cesetleriniz üzerinden kabirlerin varılacağa vakit, ölümden sonra dirilişe dair bileceğiniz ve haşrinizin nasıl olacağını öğreneceğiniz vakit elde edeceğiniz bilgileri bugün bilmiş olsaydınız, hiç şüphesiz bu bilgileriniz sizleri dünyada çoklukla övünüşten alıkoyacaktı,

Şöyle de açıklanmıştır:

"Sakının! Gerçekten kesin bir bilgi ile bilseydiniz." Yani amel defterlerinin (sahiblerini bulmak üzere) uçuşup da kiminin mutlu, kiminin bedbaht olacağını kesin olarak bilmiş olsaydınız...

Şöyle de açıklanmıştır: Bu üç yerde de:

"Sakının!" anlamındaki lâfız; "Dikkat edin, haberiniz olsun" anlamındadır. Bu açıklamayı İbn Ebi Halim yapmıştır.

el-Ferrâ'' dedi ki: Bu: " Gerçekten" anlamındadır. Buna dair yeterli açıklamalar daha önceden (Meryem, 19/79. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmakladır.

5 ﴿