19Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demiyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyla kâdirdir/gücü yeter.” “Ey kitap ehli Yahûdî ve Hıristiyanlar! Peygamberlerin kesintiye uğradığı, aradan uzun bir zamanın geçtiği bir dönemde bizim elçimiz Muhammed gerçekleri açıklamak üzere size geldi.” Allah'ın şerî'at olarak koymuş olduğu hükümleri açıklamak üzere.. Burada, “Şerî'atleri” ifadesi gayet açık olarak anlaşıldığından ayrıca buna yer verilmemiştir. Ya da, “sizin gizlemiş olduğunuz gerçekleri açıklamak üzere” demektir. Burada bu ifadeye de yer verilmemiş olması daha önce aynı ifade geçtiğinden ve burada da bu kasdolunduğundan dolayıdır, bunun için hazfedihrıiştir/kaldırılmıştır. Ya da burada açıklarıan husus takdir olunmamıştır. Buna göre mana şöyledir: “Size açıklama getirecektir. Önünüze gerçekleri serecektir.” (.......) ifadesi burada hâldir. Yani “sizin için açıklayarak” demektir. (.......) cümlesi de (.......) sözcüğüne taallûk etmektedir/ilgilidir. Yani, “Peygamberlerin gönderilmesine uzun bir süre ara verildiği., vahyin kesilmiş olduğu bir dönemde size geldi” manasınadır. Çünkü Hazret-i Îsa ile bizim Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) arasında geçen zaman, 600 veya 560 yıldır. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demiyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. (.......) kelimesinin başındaki “F” harfi mahzur/uyan ifade eden bir cümleye müteallik/bağlarıtılı bulunmaktadır. Bn da şöyledir: “Artık bundan böyle mazeret üretmeye kalkışmayın. İşte size mü’minleri müjdeleyen ve kâfirleri de uyaran gelmiştin “Mana şöyledir: “Tam vahiy izlerinin kesildiği, herhangi eser kalmadığı bir devirde, tam da en çok bir peygambere ihtiyaç duydukları bir zamanda Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) gönderilmiş oldu. Böylece ona gönül huzuru içinde yaklaşıp ısınsınlar, inanabilsinler ve bunu kendileri için Allah'tan büyük bir nimet olarak kabul etsinler; birde yarın onlara karşı kullanılabilecek kesin bir hüccet/delil olsun ki, ortaya çıkıp da: Kendilerim gaflet uykusundan uyaran bir uyarıcı gönderilmedi veya gelmedi” diye herhangi bir nedene dayanmamış olsunlar, diyedir.” “Allah herşeye hakkıyla kâdirdir/gücü yetendir.” Bir zaruret gereği olarak Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) de peygamber olarak göndermeye de pekâlâ kâdirdiar. |
﴾ 19 ﴿