24

“Ey Mûsa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu hâlde, sen ve Rabbin gidin savaşırı, biz burada oturacağız” dediler.

Ey Mûsa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz.”

İşte âyetin bu kısmı şu önemli noktaya işaret ediyor/şöyle bir mesaj içeriyor; hem de pekiştirilerek ve üzerinde basa basa durarak ileri de/gelecekte de oraya girmeyeceklerini belirtiyorlar.

Bir de, (.......) tekit ve olumsuzluk edatıyla yetinmeyip bunu, (.......) kelimesiyle de kayıtlıyorlar ki uzun sürecek bir zaman dilimi içerisinde oraya giymeyeceklerini ve onlarla cihad etmeyeceklerini belirtiyorlar.

(.......) sözcüğüyle de ne kadar bir zaman dilimi içerisinde oraya gitmeyeceklerini üçüncü bir tekit ifadesiyle anlatmış oluyorlar ki, bu ebediyeti açıklayan bir anlatımdır.

Şu hâlde, sen ve Rabbin gidin savaşırı, biz burada oturacağız” dediler.

Kimi alimler, “Sen ve Rabbin gidin” cümlesinin ilk bakıştaki anlam ifadesine bakarak bunu zahiri manaya tefsirlamışlar ve bu, “Onların küfrü seçtiklerinin bir ifadesidir ve küfürdür” demişlerdir. Ancak durum öyle değildir. Çünkü onlar eğer bu sözü gerçekten, buna inanarak söylemişlerse, mutlaka bu yüzden küfre girmiş olurlardı ve dolayısıyla Hazret-i Mûsa da onlarla kesin olarak savaşırdı. Çünkü zorbalarla yapılacak bir savaştan bunlarla yapılacak savaş çok daha büyük bir önem arz ederdi. Fakat burada denilecek söz şöyle olabilir veya bu şöyle tefsirlerıabilir:

Sen ve Rabbin gidin” cümlesinin manası:

yani Onlarla yapacağın savaşta Allah sana yardım etsin, demektir. Ya da, “Senin Rabbin” ifadesinden kasıt, senin efendin, ağabeyin demektir. Çünkü bununla kardeşi Harun kasdolunmuş olabilir. Hazret-i Harun da, Hazret-i Mûsa'nın büyük kardeşi, ağabeyidir. Bununla gerçek manada gidiş murat olunmuş değildir. Bu şöyle bir ifadeye benzer, Meselâ: “Onunla konuştum, bana cevap vermek üzere gitti.” Burada sen bununla irâde durumlarını anlam olarak dile getiriyorsun. Sanki İsrâ'illiler şöyle der gibiler: “Onlar Hazret-i Mûsa ile ağabeyi Hazret-i Harun'un gidip savaşmalarını istediler.”

Orada onlarla ikiniz savaşırı, biz burada durup/oturup bekleteceğiz” ifadesiyle savaşmayacaklarını söylemekte dirler.

Yani biz, sizin dininiz için onlarla savaşa/cihada girmeyeceğiz, demektir. Artık İsrâ'illiler böylece isyana kalkışıp Hazret-i Mûsa'ya muhalefet etmeleri üzerine dedi ki:

24 ﴿