28

“Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben, sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.”

Habil şöyle devam etti: Yemin olsun ki, sen zulmederek ve düşmanlıkta bulunarak öldürmek için bana elini uzatırsan, ben öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.”

Kırâat imâmlarından Nâfi, Ebû Cafer, Ebû Amr ve Hafs, “elimi” kelimesini âyette görüldüğü gibi okumuşlardır.

Rivâyete göre Habil, güç ve kuvvet bakımından Kabil'den daha üstün ve daha kuvvetliydi. Fakat buna rağmen kardeşine karşı çıkmaktan uzak kaldı, ona el uzatmadı. Allah'tan korktuğu için kardeşine teslim oldu. Çünkü o çağlarda karşı koymak, kendini savunmak uygun görülmüyordu, mubah değildi. Bir tefsire göre aksine kendini savunmak vacip/farz idi. Çünkü burada canının ortadan kaldırılması söz konusudur. Aynı zaman da kendisini öldürmeye kalkışan kimseye karşı koymamak bir bakıma günahta ona ortak olmak demektir. Ancak burada bunun manası şu demektir:

“Senin bile bile beni öldürmeye kalkıştığın gibi, saldırmak ve öldürmek kastıyla sana ilk el uzatacak olan ben olmayacağım.”

Gerçi Habil, kardeşi onu öldürmeye kalkıştığında kendisini kardeşine karşı savunmaya kararlı idi ve bunun için de harekete hazırdı. Fakat Kabil onu gâfil avlayarak ani bir hareketle öldürdü.

Kırâat imâmlarından Hicaz kırâat okulu mensupları yani Nâfi, Ebû Cafer, İbn Kesîr ve Ebû Amr, “Ben korkuyorum” ifadesindeki, (.......) kelimesini, (.......) olarak (.......) harfinin fethiyle okumuşlardır.

28 ﴿