46Kendinden önce gelen Tevrât'ı doğrulayıcı olarak peygam herlerin izleri üzerine, Meryem oğlu Îsa'yı arkalanndan gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrât'ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidâyet ve öğüt olmak üzere İncîl'i verdik. “Kendinden önce gelen Tevrât'ı doğrulayıcı olarak peygam herlerin izleri üzerine, Meryem oğlu Îsa'yı arkalanndan gönderdik.” (.......) cümlesinin manası, “Ben onu, o kimsenin ya da şeyin izi sıra, hemen ardından yaptım, ettim” demektir. Yani sanki o kimseyi hemen onun ensesine dayamak, hemen ardından göndermek, izlemek demektir. Çünkü bir şeye tabi olmaya, izlemeye (.......) kelimesi genelde kullanılır. (.......) Emirlerine bağlı olarak kendilerini Allah'a teslim eden peygamberlerin peşi sıra demektir. “doğrulayıcı” kelimesi, (.......) kavlinden/isminden hâldir. “Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrât'ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidâyet ve öğüt olmak üzere İncîl'i verdik.” Yani biz kendisinde insanları sapıklıktan hidâyete, cehalet körlüğün den İslam ve ilim aydınliğina çıkarak hükümleri sabit manada içeren ve kendisinden önceki Tevrât'ı da doğrulayan İncîl'i verdik, demektir. (.......) kelimesi, taallûkta/bağlı bulunduğu sabit olan şey yani (.......) kavline kısaca İncîl üzerine ma'tûf olunarak mensûb kılınmıştır. (.......) ise onun “Sabiten” kavlinin yerine kâim olmuştur. (.......) kelimeleri de yine onun yerine yani “Sabiten” kavlinin yerine kâim olan, (.......) ile merfû' kılınmıştır. “Ve öğüt olmak üzere İncîl'i verdik.” (.......) lafızları hâl olarak mensûb/fethalı kılınmışlardır. Yani bu, (.......) demektir. Bundan ise ancak mealde belirtildiği gibi sakınanlar faydalanırlar. |
﴾ 46 ﴿