17

Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Ve bunu, mü'minleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı) Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

(.......) (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları;

Âyette geçen, (.......) edatının başında bulunan Fe harfi mahzûf olan bir şartın cevâbıdır. Bu takdiri olarak şöyledir: “Eğer onları öldürmekle övünüp duruyorsanız, bilin ki onları siz öldürmediniz.'Fakat onları Allah öldürdü.'“

Çünkü Cebrâîl (aleyhisselâm), Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e; “Yerden bir avuç toprak al da, onu müşriklerin üzerine savüruver” demişti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de dediği gibi toprağı alıp onların yüzlerine doğru savurdu. Diyor ki: “Hepsinin yüzleri gözleri toz toprak doldu.” Tek bir müşrik kalmaksızın hepsi de gözlerini temizlemekle ve tozları gidermekle meşgul olmaya başlamışlardı. Böylece hepsi bozguna uğrayıp yenildiler.

(.......) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Bak.-Taberi, Tefsîr; 9/205 406

Yani bizzat senin atıp serpmiş olduğun o toprağı gerçek anlamda sen atmadın. Çünkü onu sen atmış olsaydın, o atış, ancak bir beşerin ya da insanın atış gücü ne idiyse o kadar olur ve o oranda ulaşabildiği yere ulaşırdı ve o nispette etkisi olurdu. Fakat o Allah'ın atışı idi ki bu manada büyük bir etki yaparak onların bozguna uğramalarını sağladı.

Bu âyette ayrıca şu gerçeğin de açıklaması bulunmaktadır; kulun fiili, ona kulun kesbi, elde ettiği olarak izafe edilirken, yüce Allah'a bu, Allah'ın yaratması olarak izafe edilmiş olmaktadır. Yoksa mesele Cebbiye ve Mu'tezile mezhebi mensuplarının ileri sürdükleri gibi değildir. Çünkü yüce Allah, “Attığın zaman” ifadesiyle fiilin kuldan olduğunu ifade ve ispat buyururken, daha sonra bunu ret ediyor ve bu işin Allah'a âit olduğunu “Fakat Allah atmıştır” buyurmakla kendisi adına ortaya koymuş oluyor.

Kırâat imâmlarından İbri Âmir, Hamza ve Ali Kisâî, âyette geçen her iki (.......) edatını da tahfif ile yani şeddesiz olarak, (.......) ve (.......) olarak okumuşlardır.

Ve bunu üminleri güzel bir imtihan ve büyük nimetlerle denemek için yaptı.” İnananlara büyük ve güzel mükafatlar vermek için yaptı. Mü'minlere ihsanda bulunulması, iyilik yapılması işlenen ve yapılması gereken bir şey idi ki, işte yüce Allah da bunu bunun için yaptı.

Şüphesiz Allah işiten ve bilendir.”

17 ﴿