111Şüphesiz Allah mü’minlerden, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, Allah için öldürürler ve Allah için öldürülürler. Bu, Allah'ın hem Tevrât'ta, hem İncîl'de ve hem Kur'ân'da üzerine aldığı bir gerçek vaadidir. Allah'tan daha çok vadini yerine getiren kim olabilir? O hâlde yapmış olduğunuz bu alışveriş sebebiyle sevinin! İşte bu, gerçekten büyük kazançtır. “Şüphesiz Allah mü’minlerden, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır.” Görüldüğü gibi bu âyette yüce Allah, mü’min kullarını cennet ile ödüllendirmek için, onlardan kendi dini uğrunda önce canlarını, peşinden de mallarını ortaya koymalarını isteyerek ve bunu bir alış veriş benzeterek örneklemektedir. Rivâyet olunduğuna göre, onların tacir yani cenneti onlara satan zât olan yüce Allah, onların karlarını, kullarının verdiğinin çok çok üstünde bir değerle karşılık verecektir. Hasen Basrî de şöyle diyor: “Canlarınıızı istiyor, çünkü onları yaratan bizzat yüce Allah'ın kendisidir. Malları istemektedir, çünkü onları rızık olarak veren de kendisidir.” Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu âyeti okuduğu bir sırada yanma bir bedevî gelir bu âyeti dinlediğinde şöyle der: “Bir alış veriş, Allah'a yemin ederim ki çok kârlı bir alış veriş. Ne iptal ederiz ve ne de iptalini isteriz, yani bundan vazgeçmeyiz ve vazgeçme teklifini de kabul etmeyiz, dedi. Hemen gazaya kâtildı ve orada şehit düştü” Hafız İbn Hacer diyor ki; bunu herhangi bir senede yer vermesizin Salebi'Hasen Basrı'den mürselolarak rivâyet etmiştir. Ancak bunu senedi kitabının başında Hasen Basrl'ye varmaktadır. Bak. Haşiyetu'l-Keşşaf,2/313 (.......) Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar.” Âyetin bu kısmı alış veriş bedellerini teslim yerlerini ve noktalarını açıklamaktadır. “Allah için öldürürler ve Allah için öldürülürler.” Yani kimi zaman bunlar Allah'ın düşmanlarını öldürürler, kimi zaman da kendileri Allah ve din düşmanlarınca öldürülürler, şehit edilirler. Kırâat imâmlarından Hamza ile Ali Kisâî, (.......) kavlini, (.......) yani, “öldürülürler ve öldürürler” anlamında okumuşlardır. “Bu, Allah'ın hem Tevrât'ta, hem İncîl'de ve hem Kur'ân'da üzerine aldığı bir gerçek vadidir.” Buradaki, (.......) kelimesi mastardır. Yani, Allah onlar vaat buyurdu, demektir. “Allah'tan daha çok vadini yerine getiren kim olabilir?” Çünkü verdiği sözü tutmamak, verilen vaadden geri dönmek çirkin bir davranıştır. İçimizden kerem sâhibi olan hiçbir kimse böyle bir şeye kalkışmaz.. Peki ya kerimlerin en kerimi olan Allah hiç sözünden döner mi?! Asla!.. Cihada teşvik noktasında bundan daha güzel, daha beliğ ve net, daha mübalağalı bir ifade göremezsin. “O hâlde! Yapmış olduğunuz bu ahşveriş sebebiyle sevinin.” Bundan dolayı büyük bir ferahlık ve memnuniyet yaşayın. Çünkü siz geçici olanın karşılığında ebedî olanı satın alıyorsunuz, fani olanı satıyor, karşılığında ebedî olan cenneti satın alıyorsunuz. “İşte bu, gerçekten büyük kazançtır.” Cafer-i Sâdık da şöyle diyor: “Sizin bedenlerinizin karşılığı, değeri cennetten başkası değildir, o hâlde bedenlerinizi başka bir şey karşılığında değil, sadece cennet karşılığında satın.” |
﴾ 111 ﴿