112(Bu alış verişi yapanlar) tevbe edenler ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rukü edenler, secde edenler, iyiliği emr edip kötülüklerden alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O mü'minleri müjdele! (.......) (Bu alış verişi yapanlar) tevbe edenler Bu kelime övgüyle mahallen merfûdur. Yani, (.......) demektir. Bu da, daha önceki âyette söz konusu edilen mü’min kimseler demektir. Yahut bu kelime mübtedadır, haberi de, “İbadet edenler,” kavli de bir önceki mübtedanın haberidir. Yani, O tevbe edenler var ya, onlar bir tek Allah'a ibâdet ederler, ibâdetlerine riya karıştırmaksızın samimi olarak ve ihlas ile Allah için sarılırlar. Artık bundan sonra gelen kelimelerin tümü de peş peşe gelen buna bağlı haberler. Yani hakiki anlamda küfrü bırakıp ondan tevbe edenler ve kendilerinde şu özellikleri toplamış olanlar, demektir. Hasen-ı Basrî'den gelen rivâyete göre: “Bunlar şirkten, dönüp tevbe edenler ile münâfıklıktan uzaklaşıp arınanlardır.” “Hamd edenler” İslâm nimetine karşılık Allah'a hamd eden, “Oruç tutan/seyahat eden Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Ümmetimin seyahati oruç tutmaktır” İbn Cerir bu hadisi mevkuf olarak Hazret-i Âişe'den rivâyet etmiştir. Bak. El-Dürrü'l-Mensur, 4/297. Ayrıca yine bu hadisi merfû' olarak Ebû Hureyre'den şu lafızla rivâyet etmiştir: Seyahat edenler, bizzat oruç tutanların kendileridir.' Yahut ilim tahsil etmek demektir. Çünkü ilim öğrenenler hep gezip dururlar. Amaçları nerede öğrenebilecekleri bir bilgi ve ilim varsa, hemen oralara giderler öğrenmek için. Ya da yeryüzünü ibret almak maksadıyla gezip dolaşanlar, demektir. “Rükû eden, secdeye kapanan,” Yani namazlarını devamlı olarak, aksatmaksızın kılanlar, “Allah'ın yapılmasını istediği şeyi emreden,” Îman etmeyi, Allah'ı ve hükümlerini tanımayı ve Allah'a itaati emreden, “yasaklanmasını da istediği şeyleri de yasaklayan,” Allah'a ortak koşmaktan, Ona karşı gelmekten meneden, Bütün burada ele alınan yedi maddenin arasında vav harfinin yer alması yani “ve, ve, ve...” şeklinde zikredilmeleri, bu her yedi madde arasında tam bir bağın var olduğunu bildirmeye, yöneliktir veya emir ile yasağın arasındaki farklıliği, öğretmek içindir. Bu âdeta şu Âyettekine benzer bir ifadedir: “Dul ve bakire eşler..” (Tahrîm, 5) “Allah'ın koyduğu hükümleri koruyup kollayan kimseler var ya,” Emir ve yasaklarını koruyup kollayanlar var ya, “Ey Resûlüm Muhammed! işte o mü’minleri müjdele!” Yani burada sayıları özellikleri taşıyan mü’min kimseleri müjdele! Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz amcası Ebû Talip için mağfiret dilemek istemişti. İşte aşağıda tefsirini okuyacağımız âyet bu hususla ilgili olarak nâzil olmuştur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: |
﴾ 112 ﴿