25

İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasma rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezâsı, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!

İkisi de kapıya doğru koştular.” Kadın da Hazret-i Yûsuf da kapıya doğru koştular. Ancak kadının koşması, Yûsuf'a karşı amaçladığı arzusunu elde etmek, Yûsuf'un koşusu ise kadından” kaçıp kurtulmak içindi. Burada cer edatı hazfedilip, fiil doğrudan sonraki kelime ile birleştirilmiştir. Bu tıpkı, A'raf 155.

(.......) âyetinde olduğu gibidir.

Yahut da, (.......) kelimesine, (.......) manasını tazmin ederek değerlendirmişlerdir.

Yani Yûsuf (aleyhisselâm) ondan kaçtı ve hızlarıarak dışan çıkmak isteğiyle kapıya doğru hızla koştu. Kadın da onu peşinden hızlıca koşarak Yûsuf'un kaçıp dışan çıkmasını önlemeye çalıştı. Daha önce geçen, “kapıları iyice kapattı” bu âyette, kapı ifadesi çoğul gelmiş ise de burada tekil olarak geçmiş olmasının nedeni, dışanya çıkış için kullanılan kapıdan söz edilmesi sebebiyledir. Hazret-i Yûsuf kaçmaya başlayınca, dışarı çıkıp kurtulması için kilidin askıları dağılmaya ve düşmeye başladı.

Kadın onun gömleğini arkadan yırttı.”

Kadın Hazret-i Yûsuf'un peşinden koşarak onu gömleğinden tutup kendine çekti ve gömleğini yırttı.

Yani Hazret-i Yûsuf ondan kaçıp kurtulmak için kapıya doğru koştuğunda o da çıkmasını önlemek için peşinden koşturup arkasından yakalayınca gömleğini yırttı.

Kapmm yanında onun kocasına rastladdar.” Bu sırada kadının kocası kıtfir'le, o içeri girerken karşılaştılar. Kadın karşısında kocasını görünce, kocasının yanındaki konumunu korumak ve kendisini temize çıkarmak, kocasının kendisi hakkında şüpheye düşmemesi için hemen bir hileye başvurdu. Bu arada Yûsuf'un da kendisinin bu tuzağından korkmasını umarak gizlice ondan istediğini elde etmek ve hilesinden kurtulamayacağını sağlamak için Yûsuf'a şöyle bir gözdağı verdi:

Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezâsı, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!” Bu kısmın başında bulunan (.......) Nâfiyedir yani olumsuzluk manasınadır.

Yani “Onun cezâsı hapse atılmaktan veya acıklı bir azaptan başkası değildir.” Burada konu edilen acıklı azap ise, kamçı ile dövmek demektir. Ancak kadın burada açık bir ifade ile Hazret-i Yûsuf'un kendisine kötülük etmek istediğini söylememiştir. Çünkü kadın burada genel bir ifade ile, “Ailene şöyle ve şöyle göz dikenlerin cezâsı şudur” gibisinden bir ifadeye yer vermektedir.

Yani, “Senin ailene kötülük etmek isteyen kim olursa olsun, o kişinin cezâsı ya hapse atılmaktır veya kırbaçlamak suretiyle azap vermektir.” Çünkü böyle bir genel ifade ile meseleyi ortaya atmak, Yûsuf'u korutma maksadına çok daha uygun düşmektedir.

Kadın böyle bir konuşma ile açıkça Hazret-i Yûsuf'u hapse attırmak veya onu kamçılatmak, kırbaç cezâsına çarptırmak gibi bir cezâ durumuyla karşı karşıya bırakınca, artık bunun üzerine Hazret-i Yûsuf'un kendisini savunması vacip yani gerekli hale geldi. İşte bunun üzerine Hazret-i Yûsuf da gerçeği olduğu gibi şöyle anlattı:

25 ﴿