37Yûsuf dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun tefsirunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir. “Yûsuf dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun tefsirunu mutlaka size haber vereceğim.” Yani gelecek olan yiyeceklerin mahiyetini ve nelerden ibâret olduğunu haber vereceğim. Çünkü bu, zor çözülebilen bir tefsire, bir tefsire benzer. Henüz ortada bir şey yok hepsini bir bir haber verebilmektedir. Hazret-i Yûsuf o iki kişinin rüya tabiri isteklerini yerine getirip onlar da kendisini ihsan sâhibi olmakla, herkese iyilikte bulunmakla vasfetmeye başlayınca, hemen bu durumu fırsat olarak değerlendirdi. Hazret-i Yûsuf böyle davranmakla bu yoldan, kendisinin ilim adamlarından da üstün bir durumda olduğunu onlara kabul ettirmek istiyordu. Çünkü Hazret-i Yûsuf gaybtan haber vermekte ve ayrıca hapiste bulunurlarken her gün kendilerine gelecek olan yemeklerin nelerden ibâret olduğunu, ne tür yiyecek ve içecek olduğunu haber verip söylemektedir. Dedikleri de aynen çıkmaktadır. Meselâ şöyle diyor: “Bugün şu ve şu türden yiyecekler getirilecek” diyor ve dediği de aynen çıkıyordu. Hazret-i Yûsuf bütün bunları onlara aktanrken amacı, o ikisine tevhit inancım aşılamak ve onlara îman etmelerini telkin ederek, imanın güzelliklerinden söz ederek ve Allah'a şirk koşmayı da kötüleyerek inanmalarını sağlamaktır. Bir de buradan şöyle bir anlam,da çıkmaktadır; İlim sâhibi bir kimsenin, eğer içinde bulunduğu toplum tarafından kim ve nasıl biri olduğu, değerinin ne olduğu bilinemiyorsa, amacı kendisini tezkiye etmek ve üstün biri olduğu anlamında bir görüntü sunmak değilse, kendisinin kim olduğunu anlatmak ve amacının da toplumunun kendisinden yararlanmalarını temin ise, bu takdirde kendisini onlara tanıtmasında, özelliklerini sunmasında herhangi bir sakınca yoktur. “Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir.” Burada kendileri için rüya tabir ettiği sözkonusu iki kimseye işaret etmektedir.. Yani işte bu tefsir ve gaybtan haber verme işi var ya, işte bunlar Rabbimin; bana vahiy yoluyla bildirip öğrettiği şeylerdir. Yoksa ben bunları herhangi bir kehanet yoluyla veya yıldızlara bakarak söylüyor değilim. “Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir.” Bu cümlenin bir ibtida yani giriş veya yeni bir cümle olması da câiz olduğu gibi kendisinden önce geçen cümlenin gerekçesini açıklayan, nedenlerini sunan bir cümle de olması câizdir. Yani Bunu bana öğretti ve bunları bana vahiy yoluyla bildirdi. Çünkü ben şu dine inanan, şirk koşan bir toplumu, Mısır halkını ve onların dininde olan gençleri de reddettim, terkettim. |
﴾ 37 ﴿