87Andolsun ki, biz sana tekrarlarıan yedi âyeti ve yüce Kur’ân'ı verdik. “Andolsun ki, biz sana tekrarlarıan yedi âyeti...” Fâtiha sûresini veya yedi uzun sûreyi verdik. Ancak yedinci surenin hangi sûre olduğu hakkında ihtilaf olunmuştur. Kimi bu surenin Enfal ve Berae yani tevbe sûresi olduğunu, çünkü bu iki sûre bir tek sûre hükmündedir, demişlerdir. Delil olarak da her iki sûre arasında Besmelenin yazılmamış olduğunu ileri sürmüşlerdir. Kimisi de bu yedincisi, Yûnus süresidir, demiştir. Ya da Kur'ân'ın Esbaı (yedi uzun sûresi). (.......) bu kelime, “Tesniye” kelimesinden alınmadır. Bu da tekrarlanmak demektir. Çünkü Fâtiha sûresi her namazın her rek'atında tekrarlarıan bir suredir. Ya da bu kelime, “Sena” kökünden alınmadır. Çünkü Fâtiha sûresi Allah'a övgüyü de kapsadığından bu isim verilmiştir. Bu kelimenin tekili, âyetin sıfatı olarak, ya, (.......) veya (.......) olabilir. Ya da sureler veya Esba (yedi uzun sûre) olabilir. Çünkü bu surelerde kıssaların tekrarı, öğütler, vaatler, tehdit ve uyanlar ve sena yer almaktadır. Bütün bunlarda hep Allah'a övgü yer alır. Eğer, sadece yediyi tekrarlarıan anlamında değerlendirecek olursan, bu durumda, (.......) edatı tebyin yani açıklama anlamındadır. Ancak tekrarlarıan olarak Kur'anı kastedersen, bu takdirde, (.......) edatı teb'îz içindir. “Ve yüce Kur'ân'ı verdik.” Bu, aynı şeyin kendisi üzerine atfı değildir. Çünkü eğer burada, “Yedi” ile kasıt Fâtiha sûresi veya yedi sûre ise, bunlar dışında kalan kısmına da Kur'ân ismi verilmektedir. Çünkü Kur'ân ismi, Kur'ân'ın tümüne isim olarak verildiği gibi, bir kısmı için de aynı şekilde Kur'ân denir. Bunun da delili şu ayettir: “Biz sana bu Kur'ân'ı (sûreyi) vahyetmekle geçmiş toplumların haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz.” (Yûsuf, 3) Eğer bununla muradolunan şey Esba'ise bu takdirde mana şöyle olur: “Biz sana, kendisine Seb'u'l-Mesani denilenleri ve yüce Kurân'ı verdik.” Yani şu iki niteliği cami olanı., bu nitelikler de ya tekrarlanmadır ya da sena ve ululuk, büyüklüktür. Yüce Allah daha sonra Resûlüne şöyle buyurmaktadır: |
﴾ 87 ﴿