86

Nihayet güneşin battığı yere ulaşırıca onu, kara balçıkta batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn, (onlara) ya azâb edersin veya güzel davranırsın.”

Güneşin battığı yer, batı tarafında mamur bölgelerin bittiği yerdir. Doğduğu yer de böyledir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Zülkarneyn bu işe şöyle başladı: kitaplarda Sâmin çocuklarından birini hayat suyundan içtiğini ve ölümsüzleştiğini gördü. Bu sebepten o da onu arama ya başladı. Hızır, onun veziri ve teyzesinin oğluydu. O onu buldu ve içti. Zülkarneyn ise bulamadı” Onu kuru balçıklı bir gözede batar buldu.

Kuyu da karabalçık çok olduğundan (.......) denir. Şâmî ve Kûfî'ye göre (.......) dir. Hafs'ın dışındakilere göre bu, “sıcak” manasına gelmektedir.

Ebû Zer (radıyallahü anh) den rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: deve üzerinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in terkisinde bulunuyordum. Batışı anında güneşi gördü. Dedi ki: “Ebû Zer, bu nereye batıyor biliyor musun?” “Allah ve Resûlü daha iyi bilir?” derim. Şöyle buyurdu: “O sıcak bir göze de batıyor”

İbni Abbâs (radıyallahü anh) Muâviye'nin yanında bulunuyordu. Muâviye (.......) şeklinde okudu. İbni Abbâs da “O (.......) şeklindedir” dedi. Bu sefer Muâviye, Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) “Bunu siz nasıl okuyorsunuz?” diye sordu. O “Mü'minlerin emirinin okuduğu şekilde” diye cevap verdi. Muâviye bu cevaptan sonra Ka'bü'l Ahbar'a döndü ve “Güneşin batışını nasıl buluyorsunuz?” dedi. O “Su ve balçıkta (batıyor) şeklinde. Onu Tevrât'ta da aynı şekilde buluyoruz” dedi ve İbni Abbâs (radıyallahü anh)’in sözüne muvafakat etti, ters düşmedi.

Bununla birlikte gözenin her iki vasfa da sahip olması câizdir. O gözenin yanında av hayvanlarının derisinden yapılmış elbiseler giyen yan çıplak bir kavim buldu. Bunlar denizin kıyıya vurduğu şeyleri yiyorlardı. Ve kâfirdiler. Ona “Ey Zulkarney onlara ya azâb edersin ya da güzel davranırsın” dedi. Zülkarneyn eğer peygamberse Allah ona bu şekilde vahyetmiş demektir, değilse Allah bir peygambere vahyefmiş o da ona bununla emretmiştir. Ya da bu bir ilhamdı. Zülkarneyn bu durumlarında ısrar ettikleri taktirde onları öldürmek suretiyle azap etmek ya da îman ettikleri taktirde onlara ikram etmek ve dinini öğretmek suretiyle güzel davranmak sarasında muhayyer bırakılmıştır. Ya da azap etmek, öldürmek, iyi davranmak, esir almak demektir. Çünkü esir almak öldürmeye nazaran ihsan sayılır.

86 ﴿