45

“Babacığını, Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum.”

korkuyorum” la “bilmiyorum” da dendi. Cehennem de şeytanla birbirinize yakın dost olmanızdan korkuyorum. Şu nasihatine bak. Güzelliğe, yumuşaklığa ve güzel ahlâka emrolunduğu gibi nasıl riayet ediyor.

Hadis-i Şerifte: Allah İbrâhîm'e vahy etti: şüphesiz ki sen benim Halîlimsin. Kafirlerle de olsa ahlâkını güzelleştir, iyilerin girdiği yere giresin” buyurulmuştur. Önce ona hatasındaki sebebi sordu. Onu, küfürdeki devamlıliğina ve aşırıliğina karşı uyarıp-İkaz etmek istedi. Çünkü makam itibarıyla yaratılmışların en üstünleri olan peygamberlere bile ibâdet edenler apaçık bir sapıklığa mahkumdurlar. Kendine ibâdet edenin zikrini işitmeyen; onun ibâdet şeklini görmeyen, kendisinden belayı defetmeyen, hacetini gidermeyen, taşlara ve ağaçlara ibâdet eden kimseler nasıl sapmaz? Sonra onu lütufkâr ve yumuşak davranarak hakka çekmeye çalıştı. Babasını bilgisiz, kendisini de bilgili olarak adlarıdırmadı.

Sadece “Yanımda sende olmayan bir bilgi var. Yanımda doğru yolu gösteren bir ilim var. Benimle senin yolda olduğumuzu farzet, kurtuluş yoluyla ilgili bilgi sende değil bende. Öyleyse bana tabi ol ki seni sapmaktan ve şaşırmaktan kurtarayım” sonra üçüncü defa onu, üzerinde bulunduğu bu durumda “bütün ni'metleri veren Rahmâna karşı isyan eden şeytan seni putlara ibâdet etmeye şevketti ve bunu sana süsledi. Sen gerçekte ona ibâdet ediyorsun” diyerek men etti. Dördüncü olarak da akıbetinin kötü olmasından, tabi olduğu şeylerin onu sürükleyeceği durumdan ve vebalden edebe riayet ederek bahsetti.

Yani ona “Sana azap gelip çatacaktır” demedi. Ona “Sana azâbın dokunmasından korkuyorum” dedi.

Burada “azap” kelimesini nekra (belirsiz) olarak ifade etti. Bu da azliği hissettirmektedir. Sanki o “Ben sana Rahmânın azâbından bir esin ti dokunacağından korkuyorum” demiştir. Şeytanın dostluğunu ve onun bağlıları arasına girmeyi azâbtan daha kötü saymıştır. Allah'ın rızasının haddizatında sevaptan daha büyük olduğu gibi, ayrıca bütün nasihatlerine kâfir de olsa babaya hürmetin vâcib olduğunu hissettirmek ve lütufkâr davranarak “Ey Babacığım” sözüyle başlamıştır.

45 ﴿