60-61

Ancak tevbe eden, îman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete, yani çok merhametli olan Allah'ın, kullarının gıyaben vaad ettiği Adn cennetine girecekler. Şüphesiz onun vadi yeri bulacaktır.

Ancak tevbe edip küfründen dönenler, şartlarına uyarak îman edenler ve îmandan sonra ameli sâlih işleyenler müstesna. Onlar, cennete gireceklerdir ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacak)ardır. Amellerinin karşılığı, ne az ne çok azaltılmayacaktır. Tam tersi onlar için katlarıacaktır. Ya da zulüm açısından hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.

Mekkî, Basrî ve Ebû Bekir'e göre (.......) kelimesi (.......) yanın zammesi ve “ha” nın fethasıyla (.......) şeklindedir. Onlar Rahmânın sâlih amel işleyen tevbekâr mü'min kullarına vaad ettiği Adn cennetlerine girecekler.

(.......) kelimesi, (.......) den bedeldir. Çünkü cennet, Adn cennetlerini de kapsamaktadır. Çünkü o cinstir. Ya da (.......) kelimesi fetha üzere mensuptur. (.......) Marifedir. Çünkü o Adn manası için alem olmuştur. Çünkü orası ikamet yeridir.

(.......) diyerek onları kendine izafe etti. Bu, kendine has kılmak içindir. Onlar da has kılman adamlardandır. “Gıyaben vaad ettiği Adn cennetlerine girecekler” dedi.

Yani onu yanlarında olmadığı ve görmedikleri hâlde onlara vaad etti, demektir, şüphesiz ki onlar, onun vaad ettiği cennete gireceklerdir.

(.......) daki zamîr, zamîr şan da ya da (.......) âit zamîrdir.

61 ﴿