87Rahmân nezdinde söz ve izin alarıdan başkasının şefâate gücü yetmez. (.......) hâldir. Burada ki (.......) zamîr kıhmrsa, bütün kullara âit olur. Muttakilerin ve mücrimlerin zikri de buna delâlet etmektedir. Çünkü onlar bu taksim üzeredirler. (.......) ın çoğul alâmeti olması câizdir. (.......) (beni pireler yedi) sözünde olduğu gibi. Fâil de (.......) olur. Çünkü o cem'i manasındadır. (.......) nin mahalli, (.......) deki (.......) dan bedel olmak üzere merfûdur. Ya da fiil olması üzerine merfûdur. Ya da muzafın hazfı takdirine göre mensuptur. Yani “İzin alınan şefâati” demektir. Burada maksat “Onlara şefâat etmeye muktedir olamazlar” demektir. Rahmân nezdinde îman ederek izin alarıdan başkasının şefâate gücü yetmez. Hadis-i Şerifte: “Kim Allah'tan başka ilâh yoktur derse, Allah katında onun lehine bir izin vardır” Abdullah ibni Mesud'dan rivâyet edildiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün ashâbına şöyle buyurmuştur: “Her biriniz her sabah ve ak şam Allah katında bir ahd almaktan âciz midir?” “Bu nasıl olur?” dediler. “Her sabah ve akşam “Gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve görüneni bilen Allah'ım! Şüphesiz ki ben, senden başka ilâh olmadığına, senin tek olduğuna, ortağın olmadığına ve Muhammed'in de senin kulun ve Rasûlün olduğuna şehadet ederek sana söz veriyorum. Eğer seni beni nefsime terk edersen o, beni şerre yaklaştırır. Hayırdan uzaklaştırır. Şüphesiz ki ben, senin rahmetinden başkasına güvenmiyorum. Benim için kıyamet gününde bana kâr edecek ahd kıl. Şüphesiz ki sen va'dinden dönmezsin.” Derse onun üzerine mühürle vurulur ve arşın altına konulur. Kıyamet günü olunca da münadi: “Allah katında ahdi olanlar nerede?” diye nida eder ve cennete girerler” buyurdu. Ya da sultanın herhangi birine emrettiği zaman ki ahdi gibidir. Yani, orada kendileri lehine izin verilen kişiler için ancak şefâatle emredilenler şefâat ederler, demektir. |
﴾ 87 ﴿