28Ki kendileri için bir takım faydalara tanık olsunlar ve (Allah'ın) kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah'ın ismini ansınlar. Onlardan yeyin, sıkıntı içinde bulunan fakirlere de yedirin. (.......) daki (.......) e ya da (.......) ye taallûk etmektedir. “Tanık olsunlar diye” demektir. (.......) kelimesini nekra kıldı. Çünkü burada, başka ibâdetlerde bulunmayan ve sadece bu ibâdete mahsus olan dini ve dünyevi faydaları kastetti. Çünkü namaz ve oruç gibi ibâdetler, bedene yönelik olarak, zekât gibi ibâdetler mala yönelik olarak meşru kılındı. Hac ise her ikisini de içine almaktadır. Çünkü onda yük taşımak, korku çekmek, sebepleri dışlamak, arkadaşlardan uzaklaşmak, vatanı terketmek, çocuklardan ve dostlardan aynlmak vardır. Ayrıca onda seni dünyadan beka alemine göçtüğünde karşılaşacağı şeylere telmih vardır. Çünkü hacı bir sahraya girdiğinde orada ancak ihtiyacı kadar kalır. Ancak kendi azığından yer. Aynı şekilde kişi, hayat kıyısından ölüm denizine dalsa ona ancak dünya hayatında iken âhireti için hazırladığı şeyler fayda verir. Yalnızlığa ancak devam ettiği virtler sayesinde alışır. İhrama girenin yıkanması, hazırlanması, dikişsiz elbise giymesi ve koku sürünmesi, onu yıkamak, teçhiz etmek, kafurla kokulamak ve dikişsiz kefen sarmak için teneşire uzatacak kişinin gelişi için bir aynadır. Sonra ihramlı saçı başı dağınık, şaşkın bir hâlde olur. Aynı şekilde haşır günü, kabirden, kalbi yanık, ümitsiz, şaşkın bir şekilde çıkar. Hacıların arafattaki ümit ve korku içindeki vakfeleri, korkarak ve umarak yaptıkla-n niyazları, aralarında kabul görenlerin ve görmeyenlerin oluşu, Arasat meydanını andırmaktadır. Onun izni olmaksızın hiç kimse konuşmaz. Onlardan bir kısmı bedbaht, diğer bir kısmı da hoşbahttır. Akşam vakti Müzdelife'ye iniş ise, Mahkeme-i Kübra'da davaların görülmesi için gidiş gibidir. Mina, günahkann, şefâatçilerin şefâati için durdurulduk ları yer gibidir. Başırı traş edilmesi ve temizlenme, ilâhi rahmet sayesinde günahlardan annma gibidir. İçine girenin eziyet edilmekten ve öldürülmekten emin olduğu Beytü'l-Haram, içine girenin ölümden ve yok olmaktan salim olduğu cennetin bir örneğidir. Ayrıca Kâ'be, çöl tehlikeleriyle kuşatıldığı gibi, cennett nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır. Haşir günü, kavuşmayı arzulayarak çöl tehlikelerine geçenlere merhaba, Allah'ın, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini ansınlar. Belli günler, Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Ebû Hanîfe'ye göre Zilhiccenin on günüdür. Sonuncusu günde kurban, günüdür. Bu, İbni Abbâs (radıyallahü anh)’in sözüdür. Müfessirlerin çoğunluğuna ve Ebû Hanîfe'nin iki talebesine göre ise o günler, kurban günleridir. Bu da, İbn Ömer (radıyallahü anh)’in sözüdür. Âyetin zahiri ikinci görüşü teyit etmektedir. Behime; Karada ve denizde yşayan dört ayaklı hayvanlarla ilgili belirsiz bir kelimedir. Onu En'am kelimesiyle açıkladı. Onlar da deve, sığır, koyun ve keçidir. Onların etlerinden yiyin, sıkıntıya düşmüş fakirlere de yedirin. Emir, ibahe içindir. Yani onların etlerinden yiyebilirsiniz demektir. Nâfile olan kurbandan, temettü ve kıran haccının kurbanından yemek câizdir. Çünkü hac kurbanı, normal kurbana benzer. Ama diğer hediye kurbanlarından (kesenin) yemesi câiz değildir. |
﴾ 28 ﴿