52

Senden önce gönderdiğimiz hiçbir rasul ve nebi yoktur ki birşeyi arzuladığı zaman şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun. Allah şeytanın karıştırdığını giderir. Sonra Allah kendi âyetlerini sağlamlaştırır. Allah herşeyi bilendir, hikmet sâhibidir.

(.......) deki (.......) gayenin başlarıgıcı içindir. (.......) deki (.......) olumsuzluğu tekit için gelmiştir. Bu âyet bazılarının “o ikisi aynı şeydir” demelerinin hilafına resul ve nebi kelimelerinin anlamlarının birbirinden farklı olduğuna açık delildir. Nebi (sallallahü aleyhi ve sellem)’e nebiler hakkında soruldu da o şöyle cevap verdi:

“Yüzyirmi dört bindir” Onlardan kaçı resuldür? denildi. “Üç yüz on üçü” buyurdu. Aralarındaki fark şudur: Resul, mu'cize ile birlikte kendisine kitap indirilendir. Nebi, ise kendisine kitap indirilmeyen ancak kendisinden önceki peygamberlerin şerî'atına davet etmekle emrolunan dır. Denildi ki Resul şerî'at getiren nebi ise başkasının şerî'atına uyandır, okudu manasınadır. Nitekim şiirde:

İlk gece Allah'ın kitabını okudu.

Dâvud Zebûr'u rasullere okudu.

Dediler ki: Peygamber (aleyhisselâm) kavmine âit bir mecliste Necm Sûresini okuyordu. (.......) âyetine geldiğinde dilinden (.......) sözleri geçmiştir. O onu ismet sıfatıyla anladı ve farkına vardı. Denildi ki onu Cebrâîl uyardı. Onlara bunun şeytandan olduğu haberini verdi. Bu söz kabul edilir değildir. Çünkü buna göre Nebi (sallallahü aleyhi ve sellem) ya bunu kasten konuşmuş olacak ki bu câiz değildir. Çünkü bu küfürdür. Ve o putları övücü olarak değil, yerici olarak gönderilmiştir. Ya da şeytan bunu Nebi (aleyhisselâm)’in diline kaçınamayacağı bir şekilde cebri olarak söyletrniştir. Bu da mümkün değildir. Çünkü şeytan başkasının hakkında buna güç getiremez. Âyeti kerimede “şüphesiz ki senin kullarını üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur” buyurulmuştur. Onun hakkında ise hiçbir şekilde olamaz. Ya da bu onun dilinden yanlışlıkla gafletle dökülmüştür. Bu da aynı şekilde değerlendirilip reddolunmuştur. Çünkü vahyin tebliği esnasında onun üzerine böyle bir gafletin çökmesi câiz değildir. Eğer bu câiz olsaydı onun sözüne itimad bâtıl olurdu. Çünkü Allah'u Teala kendisine vayhedilenlerin sıfatları hususunda “bâtıl ona ne önünden ne de ortasından gelemez” ve “Kur'anı Biz indirdik ve onu Biz koruyacağız” demiştir. Bu görüşler bâtıl olunca ortada sadece bir görüş kalıyor o da peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) (.......) âyetinden son ra susmuştur ve bundan sonra şeytan peygamber (aleyhisselâm)’in okuyuşuna bitişik bir şekilde bu kelimeleri söylemiştir. İşte burada bazı kişiler bunu peygamber (aleyhisselâm) ın konuştuğunu zannetrnişlerdir. İşte bu sebeple bu Nebi (aleyhisselâm) ın okuyuşuna atılmış olmaktadır. Şeytan Nebi (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında konuşuyor du ve sözünü işitiyordu. Rivâyet olunduğuna göre o Uhûd günü “Agah olun ki Muhammed öldürülmüştür” diye yüksek sesle bağırmıştır. Bedir günü de “Bu gün insanlardan hiçbiri size galip gelemez. Ben de sizin yardımcınızım” demiştir. Allah şeytanın attığı şeyi giderir, iptal eder ve onun şeytandan olduğunu bildirir. Sonra da şeytanın yenilerini eklemesine karşı âyetlerini güçlendirir ve korur. Allah peygamberine neyi vahyettiğini bilir. Şeytanın kastını da bilir. O hikmet sâhibidir. Hikmeti hiçbir zaman terk etmez. Sonra bunun Allah'ın bir kavmi imtihana çektiği şey olduğu zikr edilmiştir.

52 ﴿