44

Yoksa sen onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllarıacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar, hayvanlar gibidir. Hatta onlar yolca daha sapıktırlar.

(.......) munkatıadır. “Yoksa sanıyor musun?” anlamındadır.

Sanki buradaki aşağılama yukandakinden daha şiddetlidir. Öyle ki onu bırakmış buna geçmiş. Bu da onların işitme ve düşünme yetilerinin alınmış olmasıdır. Çünkü onlar, hakka, kulak vermezler, onu düşünmezler. Gaflet ve şaşkınlık hususunda mesel haline gelmiş hayvanlara benzerler. Düşünmeyi terkettikleri için şeytan, onların dizginle rini aşağılayarak ele geçirmiştir. Sonra onlar, o hayvanlardan daha şaşkındırlar. Çünkü onlar, Rablerini teşbih ederler. Ona secde ederler. Onlara yiyecek verene tabi olurlar. Kendilerine iyilik ya da kötülük yapanı tanırlar. Fayda vereni isterler, zarar verenden kaçınırlar. Otlaklara ve su bulunan yerlere giderler. Ama ya diğerleri. Onlar Rablerine boyun eğmezler. Düşmanları şeytanın kötülüklerine karşı onun iyilikle rini tanımazlar. Faydaların en büyüğü olan sevabı istemezler. Zarârların en kötüsü olan azaptan korunmazlar. Hazmı kolay tatlı kaynağa yani hakka gitmezler.

Denildi ki: “Melekler, ruh ve akıldan; hayvanlar, nefis ve hevadan ibârettir. İnsanlar ise imtihan sebebiyle bütün bu hasletlerin toplandığı yerdir. Dolayısıyla, insanda, nefis ve heva galip gelirse hayvanlar ondan üstün olur. Ruh ve akıl galip gelirse, o melaike-i kiramdan üstün olur.”

Âyette “Onların çoğu” denildi. Çünkü onlar arasında İslam'dan uzaklaştırmayanlar dâ var. Kimi başkanlık sevgisinden -ki o, ona müzmin bir hastalık olarak yeter- dolayı onlar arasındadır. Kimi de îman ettiği hâlde onlarla yaşamaktadır.

44 ﴿