51Onların (hanımlarından) dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanma alırsın. Kendilerinden uzak durduğun kâdirılarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Öyle yapman onların gözlerinin aydın olmasına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine râzı olmalarına daha uygundur, Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah, hakkıyla bilen, (Halîm)dir (cezâ da acele etmeyendir). (.......) Medine kırâat imâmları, Hamza, Ali, Halef ve Hafs'a göre (.......) sizdir. Diğerlerine göre (.......) lidir. Geri bırakırsın, demektir. “Dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alırsın. “ Yani onlardan dilediğinle yatmayı terkedersin, dilediğinle de yatarsın. Ya da dilediğini boşar dilediğini de tutarsın. Ya da onlardan dilediğin için gün taksimatı yapmazsın, dilediğin için de yaparsın, ya da, ümmetinin kâdirılarından dilediğinle evlenmez, dilediğinle evlenirsin demektir. Bu, maksat için kapsamlı bir taksimattır. Çünkü ya boşar ya da yanında tutar. Tutarsa ya birlikte olur, ya da olmaz. Ya gün taksimatına sokar, ya da sokmaz. Boşadığmda veya uzaklaştırdığında da uzaklaştırıları kadın o taksimatı ya aramaz ya da arar. Rivâyete göre o (sallallahü aleyhi ve sellem) onlardan bir kısmını geri bırakmıştı. Onlar, Cüveyriye, Şevde, Safiyye, Meymûne ve Ümmü Habibe (rhm) idi. Onlar için dilediği kadar gün taksimi yapıyordu. Bir kısmı da yanma aldıklarıydı. Onlar; Âişe, Hafsa, Ümmü Seleme ve Zeynep (rhm)idi. Beşini geri bırakmış, dördünü yanma almıştı. Rivâyete göre, o muhayyer bırakılmasına rağmen Şevde (rha) hariç diğerlerine eşit muamele yapıyordu. Çünkü o, kendine âit geceyi Âişe'ye (rha) vermişti. Şöyle demişti: “Beni boşama ki senin hanımların zümresi içerisinde haşrolayım.” “Kendilerinden uzak durduğun kâdirılarından arzu ettiğini yanına almanda üzerine bir günah yoktur.” Yani geri bırakmak suretiyle nefsinden uzaklaştırdığın hanımlarından birini yatağına çağırmanda ve sohbetini talep etmende hiçbir günah yoktur. Yani onu uzaklaştırdıysan, onu kendine geri çevirmen câiz değildir, diye bir şey yoktur. (.......) mübteda olarak merfûdur. Haberi “günah yoktur” cümlesidir. Bu, sana bırakılmış bir şeydir. Öyle yapman, onların gözlerinin aydın olmasına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine râzı olmalarına daha uygundur.” Yani onların gözbebeklerine, az üzülmelerine ve toptan râzı olmalarına daha yakındır demektir. Çünkü onlar, bu serbestiyetin Allah (celle celâlühü) tarafından olduğunu bildiklerinde kalpleri rahatlar. Ayrılık gayrdık gider, razıhk meydana gelir ve gözler aydın olur. (.......) merfûdur. (.......) nın (.......) u te'kid için gelmiştir. (.......) öne geçirilerek (.......) şeklinde de okunmuştur. Yine (.......) şaz olarak (.......) deki (.......) yi te'kid için mensup olarak da okunmuştur. “Allah kalplerinizde olanı bilir.” Bunda, Allah'ın (celle celâlühü), peygamberinin (sallallahü aleyhi ve sellem) dilemesine terkettiği şey hususunda o kâdirılardan râzı olmayanlar için bir tehdir vardır. Allah (celle celâlühü), kalplerindekini hakkıyla bilendir. Cezâ vermede acele etmez. Dolayısıyla O, korkulmaya ve sakımlmaya layık olandır. |
﴾ 51 ﴿