11

O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

“O, gökleri ve yeri yaratandır.” Bu âyette geçen (.......) kelimesinin merfû' yani ötreli olması, bundan önce geçen Âyetteki (.......) kavlinin bir haberi olabilir, bundan ötürü merfû' kılınmış olabilir.

Ya da bu kelime, mahzûf bir mübtedanın haberi olabilir.

“Size kendinizden -sizin, gibi insanlar cinsinden- eşler -yarattı- hayvanlardan da -kendilerine- eşler...” yani nasıl ki sizin cinsinizden tıpkı sizin gibi eşler size yaratmış ise, hayvanlar için de, onların cinsinden olmak üzere onlara eşler- yaratmıştır. Bu suretle -böyle bir tedbir yoluyla- sizi üretiyor. -Çoğaltıyor.

Çünkü (.......) kelimesi, artırmak ve çoğaltmak, yaymak gibi manalara gelir. Dolayısıyla Yüce Allah (celle celâlühü) insanları ve hayvanları bu şekilde çift yaratarak onların üremelerini sağlamıştır. Böyle yaratmış ki, erkekle dişi arasında birleşme olabilsin ve böylece nesiller üresin dilemiştir.

Buradaki âyette geçen (.......) cümlesinde, (.......) yerine (.......) kavli tercih edilmiştir. Çünkü böyle bir tedbir ve önlem, âdeta yayılıp çoğalma konusunda bir memba, bir maden gibi gösterilmiştir.

(.......) cümlesindeki, zamîr ise, hep muhataplara, insanlar ve hem de hayvanlara râcidir. Burada muhataplar akıl sâhibi varlıklar olmaları dolayısıyla, gaip olanlara yani akılsız olan varlıklara, hayvanlara galebe çalması, üstün gelmeleri sebebiyle muhatap zamîrine yer verilmiştir.

“O'nun benzeri hiçbir şey yoktur.” Deniliyor ki, burada teşbih kelimesinin tekrar edilmesi aslında, benzetmeleri reddetmek içindir. Bu itibarla âyetin takdiri şöyledir: “Onun gibi hiçbir şey yoktur.”

Bir tefsire göre de, âyette yer alan (.......) kelimesi ziyadedir, fazladır. Bu durumda âyetin mana olarak takdiri'şöyledir: “Onun gibi hiçbir şey yoktur.” Bu durum âdeta Allah Teâlâ'nın şu kavlindeki gibidir:

“Şayet onlar da tıpkı sissin îman ettiğiniz gibi îman ederlerse, mutlaka dosdoğru yolu bulmuş olurlar.” Bakara, 137.

Âyeti gibidir. Çünkü burada istenen şey, misliyeti, benzerliği reddetmektir.

Eğer âyette yer alan (.......) harfi ile (.......) kelimesinden biri zait kabul edilmeseydi, o takdirde, benzerinin olabileceği gibi bir mana anlaşılabilirdi. Bir tefsire göre de bunun manasının: “Onun zâtına benzer hiçbir şey yoktur” şeklinde olduğudur. Çünkü Araplar arasında: “Senin gibi birisi cimrilik edemez.” diye bir tabir vardır. Araplar bu ifade ile Sözkonusu zatın cimri olmadığını göstermek için kullanırlar. Böylece bu konuda abartılı bir anlatımla, kinaye yollu meseleyi dile getirmeyi kast ederler. Çünkü onlar, onun yerine geçebilecek olandan bunu reddedince, böylece bizzat onun kendisinde böyle bir durumun olmayacağını reddetmiş olurlar. Artık söylenenin kinaye yoluyla söylendiği bilinince, bu durumda:

- “Allah gibi hiçbir şey yoktur” ibâresiyle, “Onun benzeri hiçbir şey yoktur” ibâresi arasında herhangi bir fark olamaz. Sadece bunun yararı, senin ona yüklediğin kinayedir. Sanki o ikisi, aynı manaya gelen ve fakat birbirini izleyen iki ibâre gibidirler. Halbuki zâtı itibariyle Allah'ın (celle celâlühü) hiçbir benzerinin olmadığı ve asla olmayacağıdır. Nitekim bunun benzeri:

Allah'ın elleri açıktır.” Mâide,64. ayetidir.

Yani âyetin manası: “Aksine O, hiçbir elin tasavvur edemeyeceği manada cömerttir, onun elinin açıkliğinın önüne hiçbir kuvvet geçemez. Çünkü bizatihi cömertliğin ta kendisidir.” Hatta bu yönüyle Araplar bunu, elleri olmayan için de kullanır oldular. İşte burada bunu, kendisinin bir benzerinin var olduğu hakkında kullandıkları gibi, hiçbir benzerinin var olmadığı ve olmayacağı manasında da kullandılar.

“O, -kulak olmadan da duyulabilecek ve işitilebilecek olan her şeyi- hakkıyla işitendir, -Nitekim göz olmadan da görülecek olan her şeyi- hakkıyla görendir.” Sanki burada bu her iki organdan söz edilmesinin sebebi, herhangi bir kimsenin, benzerinin olmadığı gibi, herhangi bir sıfatı ve özelliği de yoktur, türünden bir yargıya varmaması içindir.

11 ﴿