35

Ve onları ziynetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçici metaıdır. Âhiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azâbından korunup rahmetine sığınanlara mahsustur.

“Ve onları ziynetlere boğardık.”

Yani kâfirler için tamamı gümüşten imal edilen tavanlar, merdivenler, kapılar ve koltuklar, yataklar, süslemeler yapardık ve hepsini de her şey konusunda altınlara ve süslere boğardık.

Âyette geçen “Zuhruf” kelimesi, altın ve süs eşyası demektir. Asim yani tavanın gümüşten ve süsten olması da câiz olabilir.

Yani bir kısmı gümüşten ve bir kısmı da altından olabilir.

(Âyette yer alan (.......) kelimesi, (.......) ibâresinin mahalline atfen mensûb kılınmıştır. (.......) kavli, (.......) kavlinden bedeli istimaldir. Cins manasında olarak (.......) kelimesini, Mekke okulu Ebû Amr ve Yezid, görüldüğü gibi (.......) olarak kırâat etmişlerdir. (.......) kelimesi de (.......) kelimesinin çoğuludur. Bu da yükseğe tırmanmak manasınadır.)

“Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçici metaıdır.” Âyetin başında yer alan (.......) edatı, nefiy yani olumsuzluk manasınadır. (.......) ise, (.......) manasınadır. Dolayısıyla mana: “Bütün bu şeyler sadece dünya hayatının geçici metaından başka bir şey değildir.” demektir. Nitekim âyet, (.......) yerine (.......) ile de kırâat edilmiştir.

Âsım ile Hamza dışında kalanlar (.......) kelimesini, (.......) diye şeddesiz olarak da okumuşlardır. Böylece (.......) harfinin baş tarafında yer alan (.......) harfini, şeddesiz olan (.......) harfi ile nefiy manasına gelen (.......) harfini ayırt etmek için getirilmiştir. (.......) harfi ise sıladır. Bu durumda mana şöyle olmaktadır: “Bütün bunlar kesinlikle dünya hayatının metaıdırlar.”

“Âhiret -sevabı- ise, Rabbinin katında, Allah'ın azâbından -şirkten- korunup rahmetine sığınanlara mahsustur.”

35 ﴿