36

Kim, Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

“Kim, Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse,...” Bu âyette geçen ve görmezlikten gelmek manasına olan (.......) kelimesi, aynı zamanda (.......) olarak da okunmuştur. İki okuyuş arasındaki fark, eğer kişinin gözünde bir rahatsızlık varsa, bu durumda kelime, (.......) kökünden alınmadır. Fakat kişi bakış açısından âdeta gözünde rahatsızlık varmış gibi bakar ve gözünde de bir rahatsızlık yoksa bu takdirde kelime, (.......) kökünden alınmadır. Kelimenin fetha harekesiyle (.......) olarak okunması hâlinde manası: “Kim, Rahmân'ın zikrine (Kur'ân'a) kör olarak bakarsa, onu görmezse” olur. Bu, tıpkı:

Onlar sağır, dilsiz ve kördürler” Bakara, 18. âyeti gibidir.

Âyette geçen (.......) kelimesini görüldüğü gibi zammeli yani ötre hareke ile (.......) olarak okunması hâlinde Mana şöyle olur: “Kim, Rahmân'ın zikrini görmezlikten gelirse” yani, “onun hak olduğunu bildiği hâlde, bilmezlikten gelir ve bilmez gibi davranırsa” demektir ki, bu da, Rabbimizin şu kavli gibidir:

“Vicdanları da doğruluklarını kesin olarak inandığı ve bildiği hâlde, onları inatla ve ısrarla inkâr ettiler, kabul etmediler.” Neml, 14.

Bu durumda “Biz, onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.” İbn Abbâs (rha) bu âyetin tefsiri hakkında:

“Biz ona bir şeytan musallat kılarız da o, hem bu dünyada ve hem âhirette hep onunla birlikte olur ve onu ma'siyet ve günah olan işlere sürükler.” tefsirunu yapar. Burada şuna da işaret bulunmaktadır:

“Kim de Kur'ân okumaya devam ederse, onu hayatında tatbik etmeye gayret ederse, şeytan ona yaklaşmaz.”

36 ﴿