57

Meryem oğlu Îsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin -seni susturacak bir delil buldukları zannıyla- hemen şamata etmeye başlar.

Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Kureyşlilere:

“Siz ve Allah dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.” Enbiyâ', 98. mealindeki bu âyeti okuyunca çok kızmışlardı. Bunun üzerine Abdullah ibn Zeba'rî şöyle konuştu:

- Bu söylediğin sadece bizim ve ilâhlarınııza mı özgüdür? Yoksa tüm ümmetlere mi özgüdür? Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da bunun üzerine ona şu cevabı verdiler:

- “Bu durum, size, ilâhlarınıza ve tüm ümmetlere özgü olan bir durumdur.” Bu defa İbn Zeba'ri:

- Peki, sen, Meryem oğlu Îsa'nın peygamber olduğunu ileri sürmüyor musun? Onu hayırla yâd ederek, ümmetini de övmüyor musun? Senin de bildiğin gibi Hıristiyanlar ona ve annesine tapıyorlar. Kendisine tapınılan bir Azîz! Çünkü Yahûdîler Uzeyr'e taptılar. Tapınılan melekler. Zira Melih oğulları da meleklere taptılar. Evet, eğer bütün bunlar cehennem ateşinde olacaklarsa, biz ve ilâhlarınıız da birlikte hepimiz orada olmaya razıyız dedi.

Bunun üzerine orada bulunanlar gülüşüp Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile alay ettiler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da bir süre sessiz kaldı. Bu olay üzerine Yüce Allah şu âyeti indirdi:

“Tarafımızdan kendilerine güzel akıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.” Enbiyâ', 101.54

Bu durumda mana şöyle olmaktadır:

“İbn Zeba'ri, Hazret-i Îsa'yı (aleyhisselâm) kendi ilâhları ile alâkalı olarak örnek gösterip, Hıristiyan toplumun da ona tapmakta olduklarını ileri sürüp Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile tartıştı ve 'Senin kavmin Kureyşliler de ondandır,' dedi.

Yani tıpkı Îsa misalde olduğu gibidir. Bundan ötürü sevinçten kahkaha attılar.”

Yani bu konuşma üzerine, Resûlüllah'in sustuğunu gördüklerinde öylene sevinmişlerdi ki, bu nedenle kahkaha atmaktan kendilerini alanıyorlardı.

Medine ve Şam Okulları mensupları ile Ali ve A'şa, âyette yer alan (.......) kelimesini, (.......) olarak okumuşlardır. Kelime, (.......) kökünden alınmadır. Bu durumda mana şöyle olmaktadır: “İşte verilen bu örnek sebebiyle haktan döndüler ve ondan yüz çevirdiler.”

Bir rivâyete göre de, sözkonusu kelime, (.......) kökünden alınmadır. Bu durumda kelime gürültü ve şamata çıkarmak manasınadır.

Bu iki kök itibariyle de kelime, tıpkı (.......) ve (.......) kelimeleri gibi, iki şekilde kullanılan kelimeler türündendir.

57 ﴿