84

O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sâhibidir, hakkıyla bilendir.

“O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır.” Yüce Allah'ın ismi, vasıf manasını içermektedir. Bunun içindir ki (.......) ve (.......) ibâresinde, zarf taallûk etmiştir. Bu, tıpkı şu ifadeye benzer; “6, Tay kabilesinde de yine Hatem'dir ve Tağlib kabilesinde de Hatem'dir.” Ki burada, Hatem'in cömertlikte olan şöhretine işaret edilmektedir. Çünkü bunda cömertlik manası kendiliğinden yer almaktadır. Sanki sen söylediklerinle: “Hatem, tay kabilesinde de cömert olan Hatem'dir, Tağlib kabilesinde de cömert olan Hatem'dir.”

Âyet (.......) diye de okunmuştur. Manası: “O gökte de Allah'tır, yerde de Allah'tır” demektir. Nitekim Enam sûresinde geçen:

“O göklerde de, yerde de tek Allah'tır.” Enam, 3. kavli gibidir.

Sanki burada, ma'bût manasını tazmin eder gibidir. Cümlenin uzaması sebebiyle, mevsula âit olan zamîr hazfedilmiştir. Bu, Arapların şu kavline benzer gibidir: “Ben sana bir şey diyecek değilim.” Âyetin mana olarak takdiri şöyle olmaktadır: “O ki, gökte de ilâh olan O zâttır.”

(.......) muzmer olan bir mübtedanın haberi olarak merfûdur. Çünkü “Hah” kelimesi, mübteda olarak merfû' kılınmaz. (.......) kelimesi haberdir. Çünkü sıladan halidir, sılası yoktur.

Yani mevsûle râci olan ya da âit olan bir zamîri bulunmamaktadır.

“O, -sözlerinde ve fiillerinde- hüküm ve hikmet sâhibidir, -olmuş olanları ve ileride olabilecekleri de- hakkıyla bilendir.”

84 ﴿