32Ufak tefek kusurları dışında günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınanlara gelince şüphesiz Rabbin affı bol olandır. O sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir. (.......) bedeldir. Ya da medih üzere mahallen merfûdur. Yani onlar ki demektir. “... günahın büyüklerinden...” büyük günahlardan demektir. Çünkü “günah” kelimesi cinstir. Büyüğe ve küçüğe şamildir. Büyük günahlar azâbı büyük olan günahlardır. Hamza ve Ali'ye göre (.......) şeklindedir. Yani günahın büyük olan çeşidinden demektir. “Çirkin işlerden” , büyük günahların çirkin olanlarından. Sanki şöyle demiştir: “Hassaten onlara, çirkinliklerinden kaçınanlara...” Denildi ki: “Büyük günahlar, Allah'ın (celle celâlühü) karşılığında ateşle tehdit ettikleridir. Çirkin işler ise, onlar için had uygularıan şeylerdir.” “Ufak tefek kusurları dışında” yani küçük günahlar haricinde. İstisna munkatıdır. Çünkü onlar büyük günahlardan çirkin işlerden değildir. Onlar da bakmak, öpmek, dolanmak ve kaş gözle ve elle işaretleşmek gibi şeylerdir. “Rabbin, affı bol olandır.” Dolayısıyla tevbesiz de günahlardan dilediğini bağışlar. “Sizi” yani babanızı (.......), “Rahîmde bulunan çocuk.” kelimesinin çoğuludur. “Kendinizi temize çıkarmayın.” Kendinizi sâlih amel, hayır ve taat çokluğuyla vasıflarıdırmayın. Ya da günahlardan tertemiz ve taat çokluğuyla vasıflarıdırmayın. Bu şekilde övünmeyin. Tevazu gösterin. Şüphesiz ki Allah sizi daha Âdem (aleyhisselâm)’in sulbünden çıkarmadan önce sizden kimlerin temiz ve muttaki olduğunu ilk insandan son adama kadar bilir. Denildi ki: “İnsanlar güzel ameller işliyorlar. Sonra da bizim namazımız bizim orucumuz, bizim bacamız diyorlardı da bu sebeple bu âyet inmiştir.” Bu kendini beğenme yoluyla olduğunda ya da gösteriş için olduğunda söz konusudur. Allah'ın nimetini itiraf yollu olduğunda ise böyle değildir. Zira bu câizdir. Çünkü taatla sevinmek taattir. Onun zikredilmesi de şükürdür. “O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.” dolayısıyla da insanların bilmesini bırakın onun bilmesiyle yetinin. İnsanların övmesini bırakın onun mükâfatıyla yetinin. |
﴾ 32 ﴿