23Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez. Böylece elinizden çıkan dünya ve konforuna yahut afiyet ve sıhhate sizi azgınlığa sevk eden bir hüzünle mahzun olmayasımz. Ve size verdiği şeylerle kibirli şımarık kimselerin şımarması gibi şımarmayasınız. (.......) kavli (.......) dandır. Ebû amr'a göre (.......) kelimesindendir. (.......) şeklindedir. Yani size geldi demektir. Şunu kast ediyor: Her şeyin takdir edildiğini ve Allah (celle celâlühü) katında yazılı olduğunu bildiğinizde elinize geçiremediğiniz şeylere karşı üzüntünüz ve elinize geçirdiğiniz şeylere karşı da sevinciniz azalır. Çünkü elinde olanın kesin elinden çıkacağım bilen kişi o elinden çıktığında üzüntüsü büyük olmaz. Çünkü o nefsini buna hazırlamıştır. Aynı şekilde kim de kendisine bir hayrın ulaşacağını ve hiçbir durumda kendisini ıskalanayacağım bulursa ona nail olduğunda sevincini abartmaz. Kendisine isabet eden hayırdan dolayı herkes sevinir, kendisine isabet eden zarardan da herkes üzülür. Ancak sevinç şükür haline gelmeli, hüzün de sabır haline. Üzüntüden kötülenen şey sabra ters düşen umutsuzluktur. Sevinçten kötülenen de azdıran ve şükürden alıkoyan şımarıklıktır. “Allah kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.” Çünkü dünyadan sahip olduğu bir paya, lezzete sevinen ve bunu nefsinde büyüten kişi kendini beğenir, bununla iftihar eder ve insanlara karşı büyüklük taslar. |
﴾ 23 ﴿