21-/ 22- / 23- / 24- / 25

Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda kibrini yenemeyip sırt çevirdi de: “Bu (Kur'ân) olsa olsa nakledilen bir sihirdir. Bu insan sözünden başka bir şey değil” dedi.

Sonra insanların yüzlerine baktı ya da düşünüp takdir edeceği şeye baktı. Sonra kaşlarını çatıp yüzünü buruşturdu, suratını asmayı artırdı. Sonra hakka arkasını döndü ve ona karşı büyüklük tasladı. Ya da durduğu yerde arkasını döndü ve söylediği sözde böbürlendi.

(.......) üzerine afttır. Beddua ikisi arasına girmiş mu'tanza cümlesidir. Atfedilenler arasına (.......) nin getirilişi birbirine atfedilen fiillerin arasının bir zaman sonra olduğunu beyan içindir.

“Bu ancak -sihirbazlardan öğrenilip- rivâyet edilen bir sihirdir” dedi.

Rivâyete göre Velid bir gün Rasûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem)’i “Hamim, secde” sûresini okurken işitti. Kavmi Mahzuru oğullarının meclisine döndüğü zaman dedi ki:

- Andolsun ki ben, az önce Muhammed'den öyle bir kelime işittim ki bu ne insanların ne de cinlerin sözüne benziyor. Çok tatlı. Çok güzel bir kelam. Tepesi bol yemişli, dibi çok sulak (yemyeşil bir ağaç) O, muhakkak ki o, her şeye galebe edecek, kendisi asla mağlup olmayacaktır. Kureyş:

- Vallahi, Velid dininden dönmüş, muhakkak ki bütün Kureyş kavmi de ona bakarak dönecektir, dediler. Kardeşinin oğlu Ebû Cehil:

- Ben onun hakkından gelirim, dedi ve Velid'in evine gidip mahzun bir şekilde yanına oturdu. Ve kibrine yediremeyeceği sözlerle Velid'i ikna etti. Bundan sonra Velid kalktı, Ebû Cehil ile birlikte müşriklerin yanına gitti, şöyle dedi:

- Siz Muhammed'in mecnun olduğunu iddia ediyorsunuz, o boğulmuş bir adam mıdır? (Zanlarınca mecnunları cin taifesi boğardı, yaşatmazdı) Kâhin diyorsunuz, kâhinlik yaptığını hiç gördünüz mü? Şâir olduğunu öne sürüyorsunuz, onun bir tek şiir söylediği vaki midir? Yalancı diyorsunuz, onun hiç yalanını tecrübe ettiniz mi? Kureyş bu suallere hep:

-Allah için Hayır, diye cevap veriyordu. Sordular:

- O hâlde o nedir? Velid:

- Durun, düşüneyim, dedi. Düşündü, düşündü ve:

- O, olsa olsa sihirbazdır. Görmüyor musunuz kişiyi ailesinden, evladından ve kölelerinden ayırıyor. Söylediği şeyler de Müseyleme'den ve Bâbil halkından öği'enilip nakledilen şeylerdir, dedi. Bu sözler üzerine meclis sevinçten çalkalandı. Ve bu sevinçle dağıldılar.

(.......) nin zikrediliş, bu sözü (“Bu olsa olsa nakledilen bir sihirdir. “sözünü) hatırına gelir gelmez beklemeksizin söylediğine delildir.

“Bu, insan sözünden başka bir şey değil.” Bu iki cümle arasında atıf edatı zikretmedi. Çünkü ikinci cümle birinciyi te'kid için gelmiştir.

24 ﴿