40-42

Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye uzaktan uzağa sorarlar.

Yani; onlar mahiyeti bilinmeyecek cennetler içindedirler. Onlar birbirlerine günahkârlar hakkında sorarlar. Ya da günahkârlar hakkında başkalannı sorarlar:

“Sizi cehenneme sokan nedir?” Günahkârlara soruları:

“Sizi cehenneme sokan nedir?” sözü ile “onlar birbirlerine günahkârlar hakkında sorarlar” sözü birbirine uymuyor. Eğer, “Günahkârlara sizi cehenneme sokan nedir?” denseydi uygun olurdu” denmez. Çünkü: “Sizi cehenneme sokan nedir?” sözü onlar hakkında soruları sorunun açıklaması değildir. O, onlar hakkında kendilerine sorulanların sözünün hikâyesidir. Çünkü soranlar sorulanlara kendileri ile günahkârlar arasında geçenleri nakletmektedirler. Şöyle demektedirler:

“Biz onlara: sizi cehenneme sokan şey nedir? diye sorduk. Onlar da: Biz namaz kılanlardan değildik.'diye cevap verdiler.” Ne var ki bu, Kur'ân'ın tarzı üzere kısaltılmıştır.

(.......) ın zâide olduğu da söylenmiştir.

42 ﴿